Giriş
     
Perde Arkası PDF Yazdır E-posta

MERAKTAKİ SIRRI MERAK EDELİM

Yolda yürürken bir grup insanın toplanmış bir halde tek bir noktaya baktığını görseniz ne yapardınız?Ya da ne hissederdiniz?Oraya gitmeseniz bile içinizde karşı konulmaz bir his uyanırdı.Adına “merak” dediğimiz bu duygu, bize daha yaradılışımızda verilmiştir.İnsan, olaylar ve davranışların neden ve sonuçları arasında bağ kurarak bilgi sahibi olur.Gece ve gündüzün nasıl oluştuğunu merak etmiş;dünyanın güneş etrafında döndüğünü bulmuştur.Çalışmadığı zaman hedeflerine ulaşamadığını görmüş;gayret kuşağını kuşanmıştır.

İnsan, kendini merak eder,dünyayı,uzayı merak eder.Dağların zirvelerini,denizlerin diplerini merak eder.Dünü merak eder,yarını merak eder.Yani bilmediği ama bilebileceği her şeyi merak eder.Aslında Rabbinin kendi ruhundan üflediği o ruhun,Rabbini arayışıdır merak ! Ruhun, geldiği yere ait izleri bulma gayretidir.İnsana,Allah’ın isimlerinin yansımalarını yeryüzünde okumak için verilmiş olan merak duygusu,bu veriliş amacı doğrultusunda kullanılmazsa basit,günübirlik meraklara indirgenmiş olacaktır. Meraklar eğer moda,futbol,diziler,servet kazanma vs düzeyinde ise bilinmelidir ki; çok ulvi amaçlar için verilmiş olan o duygu, yanlış yönlendirilmiştir.Bunu düzeltmek için eğitim gereklidir.Çünkü eğitim; kabiliyetleri ortaya çıkarmak demektir.Tasavvuf büyüklerimizin nefis terbiyesi ifadesiyle anlattıkları bu eğitim olmadan o perdelerin kalkması,gönül gözünün açılması mümkün değildir. Perdeli bir diyarda yaratılan insanın, perde arkasını görebilmesi ancak gönül penceresiyle olacaktır.Çünkü kafa gözüyle o sırlar görülmez.O perdeler, bizim kendi gönlümüze çektiğimiz setlerdir.Perdeyi görmekten,arkasındaki hakikatleri sezemiyoruz.İlgi,alaka ve yeteneklerimizi oraya kilitlemiş durumda oluyoruz. “Ben çıkarsam aradan,hemen kalır Yaradan..!” ifadesi bu hakikati özetliyor olmalı.Bu hakikatin sırrını çözmüş olan tasavvuf büyüklerimiz, Allah’tan gayri olan şeylere karşı ilgisiz kalırlardı.Gönüllerini Allah’tan gayrı olan her şeye karşı kapatmış,o gönül sarayını yalnızca Cenab-ı Hakk’a ait olana karşı açmışlardır.

Sür çıkar ağyârı dilden tâ tecellî ede Hakk
Pâdişâh konmaz saraya, hâne mamûr olmadan


OLAYLARIN FAİLİNİ BİLENLER…

Ahsen-i takvim üzere yaratılmış insan,yeryüzünün gözbebeğidir.Cenab-ı Hakk’ın kendisine muhatap aldığı,konuştuğu,kendinden haberdar ettiği tek varlıktır.

ALLAH, sınırsız kemaldeki isim ve sıfatlarının cüz-i birer numunesini, insan fıtratında da yaratmıştır.Kişi kendi sıfat ve kabiliyetlerini kıyas yapıp,Rabbinin sınırsız isim ve sıfatlarını keşfetsin diye.Kendi cüz i kudretinden yola çıkarak sonsuz kudret sahibine gerekli tazimi duysun,Rabbini tanısın, onu sevsin, ona itaat ve ibadet etsin diye.

Evet insan yeryüzüne böyle bakmalıdır.Peki ya olaylara?Olaylar da böyledir.Cenab-ı Hakk’ın bilgisi dışında bir yaprak bile kımıldamazken başımıza gelen olayların gelişigüzel olduğunu düşünmek yanlış olacaktır.Yaşadığımız her olayı Rabbimizden bize özel gönderilmiş bir mektup gibi algılayıp onu okumak,anlamak gerek.Olayların perde arkası vardır,her şey sadece göründüğünden ibaret değildir.Bu sırrın hakikatine vakıf olmuş Hak dostlarından biri yolda giderken,kendisini görmeyen bir kadın yukardan üzerine kül dökmüştür.Bir anda küller içinde kalan O büyük Zat; “Ateşi hak eden kuluna kül gönderen Allah’a şükürler olsun.” diyerek perde arkasının nasıl okunabileceğini bizlere göstermiştir.

Yine ömrünü Allah’ı anlatmaya,O’nu tanıtıp sevdirmeye harcamış o Hakk dostunun; “Ben 30 yıldır O’nunla konuşuyorum.İnsanlar da kendilerine anlatıyorum sanıyor.”diyerek her daim Allah ile nasıl olunacağını kendi hayatında göstermiştir.

Esmâyı Müsemmâ'dan gayrı göremez ârif,
Esrara olur vâkıf derviş-i pîr-i geylân "

Olayların dili vardır ve adeta bizlere seslenir.Sadece gördüğümüzden ibaret olmadığını,Rabbimizden bize özel gönderildiğini fark edince çok basit bir olay olmaktan çıkıp,ılık ılık gönlümüze inen bir buluşma sevincine dönüşecektir.

Bizim yukarıdan bu yana sözü yorarak anlatmaya çalıştığımız bu hakikati kıymetli büyüğümüz Hasan Hüdaverdi(ks) Hazretleri bakın nasıl hikmetli bir şekilde ifade etmiştir.


AŞIK OLAN HAKK’I BULUR

Zahiri oluyor gözlere perde;
Aşık sevdiğini görür her yerde.
Vücud bir ağaçdır,meyvesi ser’de;
Aldanma zahire ,bilin her yerde.
Perdenin ardından deme Hak nerde?

Aşık olan ,Hakk’ı bulur her yerde.
Hüdaverdi ,sen şunu yakın bil de;
Oydu Resül’le Sidre denen yerde
Üç harf ile ,beş noktayı bil sen de;
Saadet-i dareyne ,er bu yerde.

Bookmark and Share

 

Hüdaverdi Kız Öğrenci Evi

Şu anda 3 ziyaretçi çevrimiçi