|
Hüdaverdi Vakfı Bursa Şubesi
“ Kutlu Doğum Programı ve Sempozyumu ”
23-24-25 Nisan 2009, Bursa
Hüdaverdi Vakfı Bursa Şubesi’ nin düzenlemiş olduğu “ Kutlu Doğum ”
programı 23 – 25 Nisan tarihleri arasında yapıldı. Farklı illerden gelen Hüdaverdi
Gönüllüleri ve Bursalı üyelerin katılımıyla gerçekleşen programda bir dizi etkinlik
gerçekleştirildi.
 

Nakşibendî yolu büyüklerinden Şeyh Şerafeddin Zeynel Abidin
Hazretleri’ nin manevi huzurunda türbesini ziyaret ile başlayan programın birinci
günü, çinileriyle ünlü belde İznik gezisi ile tamamlandı.


Değişik illerden gelen eski mezunlar, yeni öğrenciler ve Bursalı kardeşlerin
kucaklaşmasıyla başlayan ikinci gün ise Bursa evliyalarını ve tarihi mekânları
ziyaretler ile sona erdi.

Programın üçüncü ve son günü ise “ Kutlu Doğum” sempozyumu
gerçekleştirildi.
“ Nakşibendî Tarikatı ve Büyüklerinde Sünnete Bağlılık”, “ Tasavvufi
Eğitimde Disiplinin Önemi” ve “Tasavvufta Sadakat ve Aidiyet”
başlıklarıyla üç oturumda gerçekleşen sempozyumda, “Sahabe
Efendilerimizde Cemaat Kavramı” ve “ Sufizm’ de Doğruluk Kavramı”
da ele alınan diğer konular oldu.
Tasavvuf’ un tarihçesi, tarikat terbiyesinde takip edilen metod ve usuller,
manevi büyüğe ittibanın önemi ve yükümlülükleri, sufi olmanın gereklilikleri,
sufinin yaşam tarzı, sufizmde cemaat kavramı, yol kardeşliğinin önemi ve
bağlılık gibi konuların ön plana çıktığı konuşmalarda; tasavvufun manevi bir
terbiye usulü olduğu, bireyin tüm hayatını kapsaması gerektiği ancak tamamen
bireysel bir eğitim süreci olmadığı ve maksada ulaşmanın yegâne yolunun
cemaat ve kardeşlik bilinci ile mümkün olacağı konusunda fikir birliği sağlandı.
Bu doğrultuda programın amacı tasavvufun temel akidelerinden birisi olan
kardeşlik bağlarını kuvvetlendirip, sevgi ve muhabbeti diriltmek; bunlardan güç
alarak hem bireysel hem de cemaat olarak manevi tekâmül için yeni bir adım
atmak, tasavvufun özüne doğru bir yolculuk başlatmak ve bu toplantıları
geleneksel hale getirmek olarak tespit edilmiştir. Ve sempozyum başlıkları da
dikkate alınarak şu sonuçlara varılmıştır;
* Tasavvuf imanı derinleştiren manevi bir eğitim sürecidir ve bu
süreç insan hayatının her anına yansıyan çok yönlü ve disiplinli bir terbiyeyi
gerektirmektedir. Bu terbiyede manevi büyüğün verdiği vazifeler kişinin
şekillenmesini sağlarken dışsal şartları yerine getirmekle birlikte
tasavvufun ruhunu yakalama noktasında da bilinçli bir çaba harcamayı
sağlamaktadır.
* Tasavvuf ilmi, tarihin her devrinde varlığını sürdürmüştür ve Sünneti
canlı tutmak hususunda önemli bir yer tutmuştur. Tasavvufi yaşam ve
sünnet-i seniyyeler birbirinden ayrı düşünülmemeli bu konuda manevi
büyükler, özellikle büyüğümüz Hasaneynil Hüdaverdi Hazretleri her yönü ile
örnek alınmalıdır. Günümüzün en mühim ihtiyacı Peygamber çizgisinde iyi
yetişmiş, donanımlı insandır.

* Bu eğitim sürecinde manevi büyüğe olan bağlılık şüphelerden uzak,
endişesiz ve saf olmalıdır. Bu da ancak insanın fıtratından gelen aidiyet
duygusunu yoluna ve yolunun büyüğüne rabt etmesiyle mümkündür.
Sevgi, muhabbet, ve sorumluluk gibi kavramların da içinde olduğu aidiyet
duygusu, sadakati de beraberinde getirmekte biri olmadan diğeri
gerçekleşmemektedir. Aidiyet bilinci ve sadakat, istikamet için şarttır.
Nitekim hadis-i şerifte de “ Yolunda sadık olanlar necat bulur.”
buyrulmuştur.
* Tasavvufta söz ile değil hal ile yol alınır. Ve maksadımız “İlahi ente
maksudi ve rızaike’l matlubi” lafzı gereğince Cenab-ı Hakk’ ın rızasına ve
bizzat kendisine ermek, bu yolda çalışmaktır.
* Tasavvuf tüketen insan değil üreten insan yetiştirmeyi
amaçlamaktadır. Sufilerin, sadece içsel bir süreçten geçip kendi kendisiyle
baş başa yaşayan birer birey değil cemaat kavramı içinde yol kardeşlerine,
etrafına ve hatta tüm insanlığa faydalı birer birey olmaları
hedeflenmektedir.
Tüm bu söylenenlerden hareketle toplantının amacına ulaştığı konuşmacı
ve dinleyicilerde tasavvuf, tasavvufa bakış açısı, tasavvufun gereklilikleri
ve en önemlisi kardeşlik noktasında bir uyanış ve kucaklaşma için yeni
bir adım olduğu söylenilebilir. |