|
Hüdaverdi Vakfı mezun ve mensuplarının Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle düzenlemiş olduğu programda bir araya gelindi. Günlük hayatımızda da yakınlarımızın doğum günlerine özel bir anlam yükleriz. Çünkü onun doğmuş olması bizi mutlu etmiştir. Sevginizin büyüklüğünce mutlu olduğunuz bir gündür o.İşte bu doğum günü Allah’ın sevgilisi, kâinatın efendisi olunca nasıl olmalıdır… Yani O’nun (sav) doğduğuna sevinmek îmânî derinliğimizle, O’na olan muhabbetimizle orantılıdır.
Bizler de hem bu sevgimizi daha da artırmak, hem de günlük hayatlarımızı sadece O’nun koyduğu çizgilerle yeniden şekillendirmek amacıyla bu programı hazırladık.
ŞEYH ŞERAFETTİN HAZRETLERİ GÖNÜLLERİ SULADI…

Aşk, en güzel âşıktan öğrenilir. O zaman önce âşıklara âşık olmak lazım. O nedenle biz de Güney Köyü’ndeki tasavvuf büyüğümüz, Hakk aşığı Şeyh Şerafettin Zeynel Abidin Hz’ni ziyaretle başladık aşkımızı tazelemeye.
Okunan Kur’an-ı Kerim ve edilen duaların ardından dışarı çıkıldığında, herkesin ağzından dökülen kırık dökük cümleler özünde şunu ifade ediyordu: “Kalpten kalbe bir yol var. Allah’ı sevenleri sevmenin hürmetine olsa gerek gönüller ayrı bir ritimle çarpmaya başladı.” Rabbimizin kendi ruhundan üflediği ruhlarımız sanki geldiği yerle ilgili izler bulmuştu, coşmuştu. Hasaneynil Hüdaverdi Hazretlerinin dediği gibi 1001 kişiye benzeyeceğine 1 kişiye benze, mürşidine benze. Oradaki tüm ruhlar bu kararı almıştı. Hazretin evi ve köyü de ziyaret edildikten sonra bir sonraki kutlu Doğum programında daha da büyük gruplarla buluşabilmek duasıyla İznik’ e doğru yol alındı. Orada da toplu yapılan ziyaretler, sohbetler manevi bir kaynaşmaya vesile oldu.

CUMA…
Ayet’i Kerimede de buyrulduğu gibi “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.”(Rad28) Yani günlük hayatın kargaşası içinde kalplerimizin ayarı bozulabiliyor. Bu da huzursuzluk, stres gibi rahatsız edici haller oluşturuyor. İşte hastalanmış, ritmi bozulmuş kalplerin ilacı Allah’ı anmaktır. Biz de öyle yaptık. Cuma vakti tasavvuf büyüklerimizin bize öğrettiği usullerle değerlendirildi. Rabbini bulmuş olan gönüller çok huzurluydu. Daha sonra Bursa’nın manevi büyükleri ve beşinci makam olan Ulu Cami ziyaret edildi. Tüm bu faaliyetler Allah’a, Resulüne ve Resulullah âşıklarına olan muhabbetimize daha da anlam kazandırılması çabalarıydı. Evet, sevilir ama zahiren de ziyaret edilerek sevginin, şuurlu bir muhabbete dönüşmesini sağlanır. O nedenle İslam büyükleri ziyaret etmeyi çok önemsemişlerdir.

Allah dostları, Rabblerine karşı olan sevgilerini çok değişik şekillerle ifade etmişleridir. Eserler ortaya koymuşlardır. Camiler, medreseler, hanlar, hamamlar yaptırmışlar, kitaplar yazmışlar, insan yetiştirmişleridir. Tüm bunlar büyüklerimizin içindeki Allah(cc) sevgisinin tezahürleridir. Bu meyveler, o ağacın köklerini haber verir. Erenler durağı olan Bursa’mızda da bunun ispatı gözler önündedir.
Tasavvufi Eğitimde Disiplinin Önemi, Tasavvufta Sadakat ve Aidiyet gibi konuların işlendiği sempozyum üç ayrı oturum şekline gerçekleşti. Hem anlatanlar hem dinleyenler imani derinleşme anlamında oldukça faydalı bilgiler aldı.
Bu, dolu dolu yaşanan üç günlük program,” sufi, hayatını nasıl yaşar.” ın bir provasıydı belki. Çünkü programın hedefi; sadakat ve aidiyet duygularımızı pekiştirmek, Allah Resulü’nün ve evliyaların yaptığı gibi kendine, çevresine hayırlı hizmetleri olan üretici bir hayat yaşama gayreti…
Eğer Allah’a giden yol yalnızca Resululah’ tan geçiyorsa(-ki öyle Al-i İmran31) ve O’nun hayatını kendi hayatlarının her karesine geçirmiş Allah dostları, tasavvuf büyüklerimiz varsa; bize düşen yalnızca onların hayatlarını taklit etmek. Her güzel şey taklitle başlar, ama tahkike ermelidir. Sufî de bu değil midir? Mürşidini örnek alarak, onun yaptıklarını hayatına geçirerek tam bir sünnet çizgisinde yaşama…
İşte bu noktada cemaat kavramı da giriyor. Çünkü din sadece içsel dünyada yaşanan, soyut, bireysel bir kavram değildir. Bu yönleri vardır ama sosyal boyutu da vardır. Allah Resulü sosyaldi. Dinimizin kardeşlikle ilgili, yardımla ilgili, gelecek nesillerin sorumluluğu ile ilgili daha birçok emri vardır.
Bunlar tek başına öğrenilebilir mi? Siz istediğiniz kadar kardeşlik duygularınızın güçlü olduğundan bahsedin bu, kardeşlerle olmadan öğrenilecek bir duygu değildir. Sanal olur. Cemaat ortamında ve yaşana yaşana, göre göre öğrenilecek bir olgudur. “Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de gerçek iman etmiş olmazsınız .” diyerek gerçek sevgiyi imandan bile üstün görmüşse bunun yaşanılması elzemdir.
Bu üç günlük program o açıdan katılanlara çok şey öğretti. Herbirerlerimizin belki birer kitap yazacak kadar çok şey öğrendiği bir kardeşlik ortamıydı.
Biricik büyüğümüz Hasaneynil Hüdaverdi Hasan Burkay Hz. Ne diyor.
“İyinin daha iyisi hep vardır.”Hiç bir konuda kendimizi yeterli görmemeliyiz.
Cemaat halinde olmak bizim bu noktadaki gayretimizi de perçinler.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki; Kutlu Doğum çok kutlu geçti. Katılanlar için bir duaydı, bir yakarıştı… Hayatının her karesini niyetiyle, adabıyla Allah Resulü’nün sünnetine uygun yaşamak için yakarış…
|