|
"Üstazın göçmez kardeş,ağlama sen yakın ol Ruhen yaklaş sen ona,deme uzaktır sakın Andıkça isimleri hayat bulacak sırrın Adı olurmuş deli,Mevla’yı sevenlerin… ”
HASAN BURKAY
O, Peygamber Efendimiz(s.a.v.)in yaşayışına, görüşlerine, hal ve hareketlerine ayna vazifesi gören bir şahsiyetti. Kendisine baktığımızda Efendimiz(s.a.v.)in halleriyle hallenmiş olarak tüm insanlığa örnek olduğunu görürdük. Her iki cihan saadeti için benimsediği görüşleriyle bizlere Hakk yolda ışık oldu…
Sosyal hayatta en önemsediği konu yetişen nesildi. Bu yüzden çocuk terbiyesine çok önem verir, bu terbiyenin de ancak din terbiyesiyle birleştiğinde fazilet sağlayacağını bildirirdi. İnsanlara çok değer verirdi. Hasta ve kabir ziyaretlerinde bulunur, bunları islami bir vazife kabul ederdi. “İnsanoğluna en büyük nasihat ölümdür.” görüşündeydi. Ayrıca selamlaşmayı tavsiye eder, selamda Hakk’ın rahmeti olduğunu söylerdi. İnsanlara olduğu kadar hayvanlara karşı da şefkat sahibiydi, onlara zulmetmezdi. Ona göre mide ve ruhun dinlenmeye ihtiyacı vardı; midenin dinlenmesi oruç ile, ruhun dinlenmesi de ibadet ile mümkündü ve en büyük ibadet olan namazı manevi reçete sayardı. “Şöhret afettir.” der, yapılanların Allah(c.c.) ile kul arasında olmasına işaret ederdi. Kul hakkı ve haram kazançtan sakınmak için ticaret usulüne mesleklere dikkat buyururdu. Edebiyata karşı ilgiliydi, kulağa hoş gelen bir uyumla yazıma ve konuşmaya özen gösterirdi.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Hasan Burkay Hz.leri Nakşibendi tarikatına mensuptu. Konuşmalarında sık sık Nakşibendi yolunu tavsiye ederdi.Hasan Burkay Hz.lerinin tasavvufla ilk ciddi alakası askerlikte gördüğü bir rüya ile başlar. Rüya şöyledir: Silsile-i Saadat’ın 38. altın halkası olan Mehmed Necati Hz.leri Bursa’ya teşrif etmiş, Altıparmak semtinde bir evde misafir kalmaktaymış... Hasan Hoca, zatı kendi evine davet etmek üzere oraya gider. Burası alt katı bir çeşit boşluktan oluşan iki katlı bir evdir. Hasan Burkay, boşluğu doldurmuş olan kalabalığın arasından geçmeye çalışırken; kısaya yakın, orta boylu, sarıklı pek güzel bakışlı ve üzerinde cübbe bulunan bir zat, ona eli ile işaret eder. Ve merdivenleri gösterir...Hasan Hoca merdivenleri çıkar, bir odaya girer. Orada Mehmet Necati Hz.leri seccade üzerinde kıbleye doğru, dizleri üzerine oturmuş, Kur’an-ı Kerim okumaktadır. Genç Hoca, Mehmet Necati Hz.lerine “fakirhanesine davet” için geldiğini söyler. Hazret, “Peki bayram sabahı gelirim.” diye cevap verir. Baş eğip odadan çıkar Hasan Hoca, bir tereddüt geçirir. “Bayram amma hangi bayram?” deyip tekrar dönünce M.Necati Hz.ni “Dela-ilül Hayrat” okurken bulur. “Yarın” cevabını alır. Bu arada Hasan Burkay Hz.leri uyanır.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|