Giriş
     
Çocuk Terbiyesi PDF Yazdır E-posta

Hepimiz pek iyi biliriz ki, çocuk, anne ve babası yanında bir ilahi emanettir. Kalbi ve kalıbı ile her türlü nakış ve şekilden hali tertemiz ve nefis bir cevher gibi safidir. Her türlü nakşın verilmesine müsaittir. Şayet bu cevhere iyi bir şekil verir, güzel bir emek sarfeder, onu hayırlı ilimlerle bezeyecek olursak, üzerine hayır bina kurulmuş olur. O vücud da böylelikle dünya ve ahiret saadetine kavuşmuş olur.


Böylece bir çocuğun yetiştirilmesinde az çok katkıda bulunan ebeveyn, akraba, öğretmen, komşu ve herhangi bir büyüğü, o çocuğun hayatı boyunca, hayatta daha sonra da yapmış olduğu iyi amellerden nasibdar olur; manen istifade ederler.

Eğer bir pırlanta misali yavrularımız silinmez güzelliklerle bezenmez, lazım olan bu cevher, hayra matuf işlenmezse; şerre alışır, hayatı mahvolur, maddi-manevi vazifelerini ihmal eder, şekavet ve helaka gider. Bunun vebal ve günahı da kendine olduğu kadar, onu büyüten, idare eden, eğiten ve hatta bütün milletin boyunlarına olur.

Çocuk terbiyesi, din terbiyesi ile birleşecek olursa, ancak o zaman bir fazilet sağlayabilir. Aksi halde neslimiz, bir keşmekeşlik içinde, mazisinden habersiz ve atalarına layık olmayan bir topluluk haline dönüşebilir.

Çocuklarımızın terbiyesinde en büyük rehber, yine Kuran ve hadis-i şeriflerdir. Ağaç fidanken eğilir. Bu bakımdan, çocuklarımızın büyüdüklerinde İslami esaslara bağlı olmalarını istiyorsak, onların daha küçükken dinimizin emirlerine uygun hareket etmelerini temine çalışmalı, gerekli bilgileri yavaş yavaş öğretmeli, müslüman çocuğu olduklarını içlerine işlemeliyiz.

Bir baba çocuğunu, dünya ateşinden koruduğu gibi, ahiret ateşinden de korumalıdır. Hatta bu vazife daha önce gelir. Onu terbiye etmesi, güzel ahlak örneği olup güzel ahlak öğretmesi, kötü arkadaşlardan koruması, zevk-ü sefa diye adlandırdığımız aslında ilgisi olmayan şeylere alıştırmaması lazım ki, ilerde büyüdüğü zaman, ömrünü güzel geçirsin, kendinden sonra gelecek nesile de nümûneyi misal olsun.

Çocuklar konuşurken ne aşırı ciddi, ne de fazla yüz göz olmamalıdır. İçtenlikle hareket etmek ve bu içtenliğe onu inandırmak en iyi yoldur. Çocukla arkadaş gibi konuşulursa, istenilen terbiyenin en iyi şekilde verilmesi sağlanmış olur. yoksa bağırıp çağırmakla, çocuğu korkutmakla çocuk terbiye olmaz.

Çocukların büyüklere karşı saygısız davranması aile yuvasında büyük huzursuzluklara yol açar. Bu gibi durumlarda büyükler kabahati önce kendilerinde aramalı, çocukla dostluk, arkadaşlık kurmalıdır. Korkutarak, döverek terbiye etmeye kalkmak iyi sonuç vermez. Ayrıca çocuğun arkadaşları üzerinde durmak da yararlıdır.

Şüphesiz hepimiz çocuklarımızı sever, hatta zaman zaman şımartırız. Ancak çocuk daima ailenin normal bir ferdi sayılmalı, ana, baba, sevgilerini evlatlarına esir olacak hale getirmemelidir. Kısacası büyüklerin hayatı çocuğa göre ayarlanmalı, onlara hayatın gerçekleri öğretilmelidir.

Çocuk terbiyesinde en önemli noktalardan biri de annelerin ve babaların fikir birliği içinde hareket etmeleridir. Eğer annenin izin verdiği bir şeye baba karşı çıkarsa ya da bunun tersi olursa, çocuğun hayatında en büyük varlık olan büyüklerine karşı güveni sarsılır, bir daha ona söz dinletmek çok zor olur.

İslamda ana ve babanın çocukları üzerinde hakkı olduğu gibi, yapmak zorunda olduğu görevleri de vardır. Bunlar;

Ana ve baba çocuğa güzel bir isim koyacaktır,

Vakti gelince sünnet ettirmeyi ihmal etmeyecek,

Çocuğu İslam terbiyesi ile yetiştirecektir,

Onu bir iş sahibi yapacak,

Vakti gelince de evlendirecektir.

Çocuklara her zaman çocuk muamelesi yapmak doğru değildir. Hele okul çağına gelen çocuklar artık kendilerini bayağı büyümüş, kocaman adam olmuş hissederler. Bu bakımdan ana-baba gibi değil, aynı zamanda arkadaş gibi de davranmalı, onunla sohbetler etmeli, çocuğun iç dünyasını anlamaya çalışmalıdır.

Çocuğun bir film makinası gibi olduğunu bilip, yanında daima güzel sözler, faideli kelamlar konuşulmasına ve böyle konuşulan yerlere götürülmesine dikkat edilmeli; okul çağına kadar bu minval üzere gayet iyi yetişmesine, iyi yetiştirilmesine çalışılmalı; kabiliyeti varsa en yüksek makamlara çıkması için yardımcı olup, okutulmalıdır.

Bazı ana-babalar çocuklarına karşı haksız davranırlar. Evet bazıları hayatta iken elde edemediklerini çocukları elde etsin, kendi çıkamadıkları yüksekliklere çocukları çıksın isterler. Kuşkusuz bu çok iyi bir duygudur. Herkes çocuğunun en iyi olmasını ister, ama eğer çocuğun yetenekleri elvermezse, onu zorlamak doğru değildir.

Büyük anne ve büyük babaların, torunlarını şımartmaya çok hevesli olduklarını hatırdan çıkarmamalıyız. Torunların genellikle evlattan çok sevildiği söylenir. Bu da onları şımartmak için yeter bir sebeptir. Fakat anne ve babanın kurduğu disiplini sarsar. Büyükler hassas olduğu için onları bu konuda ikaz etmek güçtür. En iyisi onları kırmamaya çalışarak durumu açıklamaktır.

Çocukları Allah (cc) ile korkutmayın, sakın, “ Allah (cc) cezasını verecek” demeyin. Şu garip olaya bakın. Anne, oldukça yaramaz olan çocuğunu dizginlemek için her hareketine bir şeyler bularak onu durdurmak istemiş. Yani kendi bilgisizliği ve otoritersizliğini Allah’la (cc) frenlemek ve dengelemek istemiş. En ufak bir şeyde “Allah (cc) seni sevmeyecek, Allah seni görüyor, Allah cezanı verecek” diye çocuğa uyarılarda bulunuyormuş. Birgün yolda giderken annesinin sözünü dinlemeyerek önde koşarken düşen çocuğa “ Ya Allah (cc) cezanı verdi” diyen annesine çocuk “ Pis Allah (cc), niye ceza verdi, ben ona bir şey yapmadım ki” diye cevap vererek çocukların Allah (cc) ile korkutulmaması gerektiğini, bizlere bildirmiştir. Yoksa sevilmesi gereken Allah’ın (cc) daha küçük yaşta nefret edilecek biri olduğu kanaati uyandırılır ki, buna da maksadın aksiyle tokat denilir.

Allah’ı (cc) sevdirmek bizim elimizdedir. Çocuklar Allah’ı (cc) annesini, babasını, kardeşlerini, kendisini yaratanın, yaşatanın, her şeyi verenin, bütün istediklerini karşılayanın, onları tehlikelerden koruyanın, istenildiğinde her türlü yardımı yapanın Allah (cc) olduğuna inanmışsa, Allah (cc) onun için vazgeçilmez bir sığınak olacaktır. İşte bu noktada anne-babalar, Yaradanı sevdirmek için hep güzel şeyleri Allah’a (cc) bağlamalıdır. Çocuk allah’ı (cc) bir sığınak, bir dayanak hissetmelidir.

Anne ve baba olmak bazı görevleri yerine getirmeyi gerektirir. Çünkü üzerinize aldığınız bu görev yaşamı tanıtmanın yanında ansan ilişkileri, dürüstlük, saygı, Allah’ı (cc) ve O’nun Nebisini anlatmak, islamı tanıtmak gibi çocuğunuzun bilmesi gereken şeyleri de içerir. Anne babalık bir görevdir. Anne veya baba olmak, çocuğunuzu kişilikli ve sorumlu yetiştirme konusunda, ciddi adımlar atmanızı da gerektirir. Tutarsızlık anne-baba için bir hastalık gibidir. Genelde tutarsızlığımız için işlerimizi, stresimizi, yorgunluğumuzu bahane gösteririz. Ama sebep ne olursa olsun tutarsızlık göstermek çocuklar üzerindeki etkinizi kaybetmenize sebep olur. Eğer bir kural koştuysanız ve bunun etkilerini görmek istiyorsanız, söylediklerinizi uygulayın. Eğer kararlar alıp uygulamada zaaf gösterirseniz, çocukların da sınırları aştığını göreceksiniz. Yine anne babaların verdikleri sözlerde durması çok önemlidir. Nitekim tutarlı davranışlar çocuğa emniyet, güven ve kontrol hissi verecektir.

Ey anne babalar! Yavrularınızı dindarlaştırın, onların size itaat ve hürmetini emreden dinden soğutmayın.

Büyüklerimiz: “ Hüner; çocuk yapmak değil, çocuk yetiştirmektir.” demişlerdir. Hz. Ali (ra) “ Çocuklarınızı sizin yaşadığınız zamana göre değil, onların yaşayacağı zamana göre yetiştirin.” buyurmuşlardır.


Kaynaklar:
* Mev’iza-i Hasene-1
* Mev’iza-i Hasene-2
* Mev’iza-i Hasene-3
* Mev’iza-i Hasene-4
* Mev’iza-i Hasene-5

 

Bookmark and Share

 

Hüdaverdi Kız Öğrenci Evi

Şu anda 8 ziyaretçi çevrimiçi