Giriş
     
Hasan Hüdaverdi Hazretleri ve Manevi Veraseti PDF Yazdır E-posta

 

 

             Bismillahirrahmanirrahim;
       Son günlerde bazı internet sitelerinde ve  sosyal paylaşım sayfalarında Hasan Burkay Hüdaverdi Hazretleri (k.s) hakkında ve manevi nesebi hakkında sarf edilmiş bir takım yakışıksız ve neticede su-i zandan ibaret olan cümleler görülmüştür. Bu cümleler kendisinden feyz alan  ve kendisini seven müridlerini son derece üzmüştür. 

       Bilindiği üzere Hucurat Suresi 12. Ayeti kerimede ‘’Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.’’  buyurulmaktadır.


       Maneviyat yoluna girenler Allah Teâlâ’ya vuslat gibi çok büyük bir hedefin peşinde oldukları için başkalarına göre daha ince bir edebi , takvayı takip etmekle mükelleftirler. Bu sebeple bazı sufiler tasavvufu baştan sona “Edeb” olarak tarif etmişlerdir. Büyüğümüz Hasan Burkay Hazretleri  de her sohbetinde edebin inceliklerine nufuz eder, sıklıkla şu beyiti tekrarlardı:
               Edeb bir tac imiş nuri Hüda’dan
               Giy o tacı emin ol her beladan
       Edeb terbiyesi ile dopdolu bir hayat süren Hasan Burkay Hüdaverdi Hazretlerinden;  yaşantısı boyunca ne herhangi bir  başka cemaat, ne herhangi bir  mürşid,  ne de herhangi bir kimse hakkında  edebe mugayir  bir söz işitilmemiştir. Biz müritlerine’’Nerede  Allah rızası için bir hizmet var ise ucundan tutun’’ buyurarak, kamplaşmalara, ötekileştirmelere karşı çıkmıştır.
 
       Bir sohbetinde Hasan Burkay Hüdaverdi Hazretleri şöyle buyurmuşlardır: “ Her grup, (küçük-büyük, şucu-bucu) , bir ırmaktır. Ve bu ırmak İslam’ın vahdine akar. Çalışma usullerini beğenmediğimiz grupları desteklemesek bile en azından onlara köstek olmamalıyız. Müslümanların kendi aralarında azami müşterekleri, müslüman olmayanlarla asgari müşterekleri vardır. Yani ihtilaf hoş bir şey değil. İttifak hoş, birlik-beraberlik hoş. Sen-ben çocuk kavgasıdır’’
Yine Hucurat Suresi 11. Ayet-i kerimede:’’ Ey o bütün îman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin belki (alay edilenler) kendilerinden daha hayırlı olurlar ‘’ buyurulmaktadır.

       Ancak görülüyor ki büyüklerin –hüsnü zan ederek düşünüyoruz-  belki imtihan için sarf edilmiş sözlerini ,müritlerin diğer bir kardeş cemaati inciteceğini düşünmeden, doğruluğunu araştırmadan yayınlamaları bu yolun edebine ters düşmekte ,kardeşin kardeşle imtihan olmasına sebep olmaktadır.
Sadık bir mürid, asla mürşidini terk etmez!

       Bu konu hakkında İmamı Rabbani Hazretlerinin 292. Mektubundan faydalanıyoruz:
      ‘’Salik şeyhinin muhabbetini mutlaka elde etmelidir. Zira sevilenin her ameli seven katında sevimli olduğu için artık bu haldeki salikte itiraza mahal kalmayacaktır. Yeme, içme, giyinme, uyku ve taat işleri de dâhil olmak üzere küllî ve cüz’î her konuda salik mürşidine tabi olmalıdır… Salik şeyhinin hal ve davranışlarına karşı içinde bir hardal tanesi kadar da olsa kesinlikle itiraza mahal bırakmamalıdır. Çünkü itirazın sonu mahrumiyetten başka bir şey değildir. Mahlûkatın en nasipsizi ve saadetten en uzak olanı bu taifede kusur arayanlardır. ’’

         Yine İmamı Rabbani Hazretleri 262. Mektubunda : ‘’Salik bir zorunluluk olmadıkça ve izin almadıkça şeyhini terk etmemelidir. Zira başkasını tercih ederek onu şeyhinden üstün tutmak müridliğe aykırıdır. ‘’ buyurmaktadır. Öyleyse her hizmet eden- anlaşılan o ki-  mürid olamıyor.

         Bilindiği üzere bütün tarikatlarda "silsile" vardır. Hüdaverdi Yolu’nun da Hz.Peygamber’e (s.a.v) kadar ulaşan silsilesi mevcuttur ve  yazımızın sonunda bu Mübarek Zatların isimleri anılmıştır.

        Yine tasavvuf büyüklerimizden öğrendiğimiz bir hakikat de silsilede birbirleriyle görüşmesi tarihen mümkün olmayanların da bulunabileceğidir.Ve bunların feyzleri "üveysi" yolladır. Üveysilik cismâni olarak görüşmeleri mümkün olmayan kişilerin, rüya yoluyla manen görüşmeleridir. Tasavvufta zikir telkininin sırrı, Rasûl-i Ekrem'e varıncaya kadar bütün kalblerin irtibatını sağlamaktır. Mürid, kendi silsilesini teşkil eden zevat-ı kiramın rûhaniyetlerinden şeyhi vasıtasıyla istifade eder.

        Yine hayatının derlendiği Sevenlerin Kaleminden Hasan Burkay Hazretleri isimi kitabın 4. Sayfasında büyüğümüz silsile-i şerifin otuz yedinci halkası  Şeyh Şerafettin Hazretleri  (k.s) Hasan Burkay Hüdaverdi Hazretleri’nin doğumu  hakkında: ‘’Bugün.. diye buyuruyor… erenler durağı , erenler istirahatgahı Bursamız’ın Orhangazi İlçesi’nin Yukarı Sölez Köyü’nde bir bebek dünyaya geldi.. bir kutup dünyaya geldi, varıp onu ziyaret edelim ." buyururlar ve o güne kadar hiç tanışmadığı Hacı Hafız Mehmet Hulusi Efendilerin evini ziyaret edip ruhani zevatı kiram ile orada bir hatmi şerif indirirler.

        Merhum Ali Usta’nın da uzun ömrü vesilesi ile Şeyh Şerafettin Hazretleri , Muhammed Necati Simavi Hazretleri ve Hasan Burkay Hüdaverdi (ks) Hazretleri hakkında yazılmış hatıratları mevcuttur.

       Şerafettin Zeynel Abidin Hazretleri ve Ali Usta (Hasan Burkay) isimli hatıratın 1-2. sayfalarından canlı bir şahit ve sadık bir mürid olan Ali Usta hakkında Hasan Burkay Hüdaverdi (k.s) şunları söyler: “Tahminen 1955 yıllarında dükkanıma daha evvel ismini ve methini duyduğum fakat tanışmak fırsatını bulamadığım bir zat geldi : Ali Usta.Mahkeme Camii yanında kunduracı dükkanı bulunduğunu , bu nedenle “Eskici Ali Usta” diye tanındığını söyledi ve ilave etti:

        “Ziyaretimin sebebi bu Cuma gecesi görmüş olduğum bir rüyadır.Rüyamda Üstaz Şerafettin hz. sizin toplantılarınıza katılmamı emrettiler.Kabul ederseniz sizin toplantılarınıza iştirak edeceğim..”…”Şu kadarını arzetmek isterim; Ali Usta 90 küsur yaşına kadar ömür sürmüş ve diyebiliriz ki ömrünün tamamını mücahede ile geçirmiş, çok gayretli ve azimli bir kimse idi.Kendisini tanımakla bahtiyar olduk.Kaybından dolayı da o derece üzüldük.
Azmine ve gayretine bir örnek vermek icap ederse; toplantılarımıza katılma müsaadesi istediği ilk günden , vefat ettiği güne kadar 25 seneden fazla bir süre bu toplantılara hiç aksatmaksızın ve Bursa’nın neresinde olursa olsun, bir genç gibi yaya olarak gidip katılmasını gösterebiliriz.”
Bu hatıratlar üstazların hayatları ve manevi yolları hakkında  müritlere canlı bilgiler ve tarikat yolu hakkında ince dersler vermektedir.Görülüyor ki mürid sadık olduktan sonra üstazı onu hiç bırakmıyor ve üstazı maneviyat aleminde dahi olsa halifesine müridini teslim ediyor. Bu yolda bize büyüklerimiz tarafından sıklıkla aşıklar çok, sadıklar az olur nasihati verilerek asıl halin köprü başında belli olacağı işareti verilmiştir.

       (Silsile-i saadat : Nebi (Sallallahü aleyhi ve selem) , Hz.Ebubekir es-Sıddık (ra), Selman-i Farisî (ra), El-Kasım İbn Muhammed bin Ebubekir sıdık ,  İmam-ı Cafer-i Sadık ,  Beyazıd-ı Bestami,  Ebul Hasanil HarkanÎ , Ebu Ali , Yusuf Hamedanî , Abdulhâlık Gücdüvanî , Hace Arif Rivgerivî  Hace Mahmud Fağnevî,  Hace Ali Rametinî,  Muhammed Baba Semasi, Seyyid Emir Külal , Şah-ı Nakşibend Muhammed Bahaeddin , Alaadin Atar , Yakub-u Çerhî , Ubeydullah Ahrar, Muhammed Zahidî, Fani, Derviş Muhammed , Emkenikî Haceği, Muhammed Bakibillah, Müceddid İmam- Rabbanî , Muhammedul Faruk, Seyfeddin ibni Masum, Nur Muhammed Bedvane, Mazhar-ı Can-ı canan , Abdullah -ı Dehlevî, Halid-i Bağdadî, İsmail Kürdemirî, Muhammed Şirvanî, Ebu İshak el-Küralî, Seyyid Cemaleddin Kumukî, Ahmed Suğurî , Muhammed Medenî, Ebulfukara Şerafeddin Zeynel Abidin ,Muhammed Necati Simavî, HacıAhmed Hamdullah, Hadimulfukara Haseneynil Hüdaverdi.)

        Netice itibarı ile  bu tarz açıklamalar, kul hakkına girmektir ve İslam birliğine zarar veren bir karalamadan ibarettir. Her cümlesini tekzip ediyor yayınlayanları kınıyoruz.

Bookmark and Share

 

Hüdaverdi Kız Öğrenci Evi

Namaz Vakitleri

Şu anda 17 ziyaretçi çevrimiçi