|

Hicret kavramı; özelde İslam tarihinde, genelde ise bütün insanlık tarihinde müminin dinini özgürce yaşama ve yepyeni coğrafyalara taşıma aşkını ifade eder. Hicret etmek , bütün peygamberlerin ve onların ümmetlerinin hayatında görülür.Nuh (as) gemiye alır inananları ,dalgalarla boğuşur.
Musa (as) firavunun baskılarından kurtulup, dini topluca yaşayabilmek için yollara düşer ve önlerinde Kızıldeniz yarılır.Hz.İbrahim,Hz.Lut ,Hz.Hud,Hz.Salih( aleyhimüsselam)’ın hicretleri hakkında Kur’an – ı Azimüşşan bize bilgiler verir. Hicret bir kaçış değildir.. Hicretle müminler işkence ve zorluktan bıkarak kaçmadılar.Aksine o göç, dinini en güzel yaşama ve varolma mücadelesinin destansı ifadesidir.Allah’a gereği gibi kulluk edebilmek , İslam’ı bütün rükünleri ile topluca yaşayabilmek ; Hakk’ın nurunu daha farklı ülkelere barış içinde tebliğ edebilmek için fırsata uzanmaktır.Medine ‘ye göç ettikten sonra Efendimiz(as) mektuplar yazdırmış, Ashabını farklı devlet reislerine tebliğ için göndermiştir.İslam ve ümmet dirilmiş ve söz sahibi olmuştur. Hicret ile müminler kolay ve rahata göç etmediler , Yesribi Medine yaptılar, ilim ,fedakarlık , afv ve hizmet ile … Hicretim O’nadır … İslam’ı hakkıyla yaşayabilmek için , mekan, makam, yurt ve strateji değiştirmek de bir nevi hicrettir.En önemlisi de alışkanlıklarımızdan vazgeçebilmektir. Malı , statüyü, alıştığı hayatı arkada bırakıp , Allah ve Rasülü ‘nü seçebilmektir.Çünkü dipdiri bir kalple iman sahibi olabilmek için,şartlar içinde eğilip bükülmemek; ne zahmetin mazeretine, ne de kolaylığın rehavetine kapılmamak gerekir.Bu dünya hizmet , kulluk dünyasıdır, ücret ve sefa yurdu değildir.Nasıl olur ki...Yaradan’ın en sevgilileri için böyle olmamış. Lâ tahzen … Kullukta kemal noktası, O’nu görüyor gibi yaşamak;O’nun (cc) varlığından ve kuvvetinden başka bir şey göremez olmaktır.İşte mağarada saklanırlarken , Resul- i Zişan(sav) , mübarek vücuduna bir zarar gelecek diye endişelenen Ashab-ı Yar-ı Güzin Hz.Ebubekir (ra) ‘i “Lâ tahsen innallaha maen” “üzülme , Allah bizimle” diyerek teselli ediyordu. Allah bizimle ve biz onunla isek gurbette olsak ne gam , ama eğer O’ nunla değilsek hangi düşmandan saklanabilir insan..
Sultanül Evliya Hasan Hüdaverdi (ks) ve Ankara’ya göç…
Sufiler için sünnet-i seniyye'yi yaşamak, kemale ermenin anahtarıdır.Elbette çok boyutlu olan hicret hadisesine de duyarlılık göstermişler, gerek ferdi gerekse toplumsal değişim ve dönüşüm için vasıta kabul etmişlerdir.Nakşibendi Tarikat-ı Aliye’nin onbir esasından biri olan" sefer der vatan" ilkesi buna örnek gösterilebilir. Bu temrin (alıştırma), hem zahiri hem batıni yolculuk yapmayı kapsar. Hasan Hüdaverdi Hz (ks)’nin sohbetlerinde ve hatıralarında Bursa ‘nın ayrı bir yeri ve önemi vardır.Mutlaka sözü döner dolanır Bursa’ ya getirirdi.Hatta ,onun için Manisa bile küçük Bursa idi.Bu sevginin sebebini, onun hatıralarını okuyunca anlamak mümkün oluyor. Ama o sevimli ve mümbit Bursa bile daha geniş kitlelere Hakk ‘ın emri ve zikrini duyurmak için geride bırakılacak, o zamanın boğucu ve kirli havasına rağmen Ankara’ya göç yapılacaktır. Sevmek var , vefa var ama körcesine çakılıp kalmak ve bağımlı olmak yoktur müminin hayatında.Tıpkı insanlığın tek rehberi Hz.Muhammed (sas) gibi. Yılların sabrı ve emeği ile Hacı Hasan Köyü meydana gelir. O’nu tanımak ve mübarek sohbet ve öğütlerinden istifade için yüzlerce, binlerce insan yollara düşer , nasiplenir. Gölken , nehir olur akar.Böylelikle nice insanın imanı tazelenir, hayatlarında yepyeni ufukların açılmasına vesile olur.O Mübarek insanın bu yaptığı fedakarlığı düşünüp , hicret kavramına bir de bu açıdan bakmak gerekir. Bugün yüzbin sahabinin mezarı bilinmiyor. Unutulmamalıdır ki akan su bulanmaz.
|