|
Bir Azim Timsâli;
       Fatih Sultan Mehmet Han ve Osmanlı Ordusu Trabzon seferinde, yolları gerçekten sarp ve aşılmaz bir dağa gelirler. Atla gitmenin mümkün olmadığı bir alan . Fatih Sultan bu sarp dağda atından inip, eteklerini beline sokup, dağa yaya olarak tırmanır.
     Öyle yorulmuÅŸ ki, alnından akan terler burunları ucundan ve sakallarından nisan yaÄŸmuru gibi yere dökülmüş. Fâtih'in bu halini gören, kafiledeki Sâre Hatun demiÅŸ ki:      "--A sultanım, Trabzon nedir ki, savaÅŸ meydanlarının ÅŸehsuvarı attan insin, yaya yürüsün ve yorulsun?" Fâtih Sultan ona şöyle derin derin bakarak ÅŸu dikkate mucip hikmetli sözleri söyler:       "--Bizim buralara geliÅŸten maksadımız kale fethetmek ve servet kazanmak deÄŸildir. Buraları müslümanlara açmak, vatan yapmaktır. Allah'ın rızasını ve cihadın sevabını kazanmaktır. İslam'ın kılıcı bizim elimize emanet edilmiÅŸ. EÄŸer bu zahmeti çekmezsek, bize Gazi demek yalan olur; bundan dolayı çektiÄŸimiz sıkıntılardan, daha çoÄŸunu da çeksek yine azdır." Â
|