Giriş
     
Tefekkür Etmek PDF Yazdır E-posta

Tefekkür , düşünmek , zihin yormak manalarınadır.Memur olduğumuz tefekkür Allah’ın yaratıkları üzerinde yapılır.Allah’ın zatı hakkında yapılması maazallah küfre varır.Çünkü , bu yolla tefekkür Allah’ın zatını mahlukatından bir şeye benzetmeye gidebilir. Akıl, idrak ve anlayışımız , Zat’ını bilmeye yeterli ve müsait olmadığından Zat’ını bilmek bize mümkün değildir.Biz Allah’ı kendi sıfatlarını , kendi muradı üzere anlamakla biliriz.Nitekim ayet-i kerime de üzere anlamakla biliriz.Nitekim ayet-i kerime de bizi bu yolla tefekküre sevketmektir.


“Göklerin ve yerin yaratılmasında , gece gündüzümün ayrılmasında insanların menfaatleri için denizlerde, akıp giden gemilerde Allah’ın gökten indirdiği suda ki onunla ölümünden sonra toprağı canlandırır ve üzerine bütün hayvanları dağıtır, rüzgarları döndürmesine, gökle yer arasında hizmete sokulan bulutlarda , aklı olan ve düşünen bir kavim için nice ayetler (Allah’ın hikmetlerine ve kudretine delalet eden alametler vardır.”
Bakara süresi:164

Hasan- Basri Hz buyurmuştur ki;
“ Tefekkür hayra ve iyilik işlemeye sevk eder.”

“ Dünya üç gün gibidir. Geçen gün geçip gitmiş artık.Geri döndüremezsin .Ondan ümit kesilmiştir.İkinci gün, içinde bulunduğun gündür ki, bugünü ganimet ve fırsat bil.Üçüncü ise gelecek gün ki, sen ona ulaşı mısın belli değil.Belki gelecek olan güne kavuşmadan ölürsün!”

Fahr-i Alem (sav) Efendimiz ; “ Bir saat tefekkür yetmiş yıl nafile ibadetten hayırlıdır.” buyurmuşlardır.

Zaman-ı saadette şöyle bir olay cereyan etmiştir.Bir zat , Hz. Ebubekir-i Sıddık’a tefekkürün faziletini sorar.Sadıkların önderi “ Bir saat tefekkür yetmiş yıl nafile ibadetten hayırlıdır” hadis-i şerifini okumak suretiyle cevap verir. Aynı zat sonra Selman-ı Farisi (ra) ‘a gider.Aynı suali tekrarlar. Selman-ı Farisi “Bir saat tefekkürün yedi yıl nafile ibadet karşılığı” olduğunu söyler.Sual sahibi bu sefer de Ebu Hüreyre (ra) ‘a gider ve sualini tekrar eder.Ebu Hureyre (ra) “bir saat tefekkürün bir sene nafile ibadet karşılığı” olduğunu bildirince bu zat doğruca huzur-u Resullulah’a varıp durumu anlatır.İki Cihan Serveri , Kainatın Efendisi , bu yüce ashabının her üçününde huzura getirilmesini emreder. Huzur-u Saadet’e gelen bu zatlardan ilk önce Hz.Ebubekir’in tefekkürünü sora . O da;
- “Ya Resulallah! Ben kıyamet gününü düşünür , sual –cevap halini tefekkür eder , ümmet-i Muahmmed ;in buna nasıl kadir olacağını zihnimde büyütür, hiçbiririnin cevap veremeyeceği korkusuna kapılır, ağlar ağlar ve en sonunda öyle bir halet-i ruhiyyeye gelirim ve - Ya Rabbi ! Şuna naçiz vücudumu o günde okadar büyüt ki, senin yedi cehhenemini sade bu vücut doldursun .Ona başka hiçbir şeyin girecek yeri kalmasın!..” derim.
Sonra Resullullah (Sa) Selman-ı Farisi’ye (ra) “Sizin tefekkürünüz ne yoldadır?” diye sorar.
-“Ya Resullallah ! Ben de halet-i nez’i ( ölüm halini) düşünüyorum.O dar geçidi nasıl geçeceğim imanımı kurtarıp saadet-i ebediyyeye nasıl ereceğim..Bu büyük işi nasıl becereceğim kaygısındayım .Benim tefekkürüm bu yolda tefekkür-ü mevt hakkındadır.” Dedi.
Resullullah (sav),en son Ebu Hureyre’(ra)’ye aynı suali tevcih etti .Ebu Hureyre (ra) :
-“Ya Resulallah! Bende bu tefekkür , yaratılmışlara bakarak Yaradan’ımı görme yolunda oluyor.Eserde müessiri müşahade ; ağaçlara , otlara çiçeklere ve daha birçok şeylere bakıp o Sani-i bedayiî seyir şeklinde tecelli ediyor.
Resul-u Ekrem ve Nebiyy-i Muhterem (sav) Efendimiz saadetle “üçünün de tefekkürü yerindedir” buyurdular.

İşte kıymetli okuyucularımız ! Diğer yaratılmışların içinden ayrılışımız tefekkür yüzündendir.Eşref-i mahluk oluşumuz bu nedendendir , zira kalan bütün yaratılmışlarda (beden) var. Bu nedenle , Hz Mevlana, insan sade et ve kemik değildir buyurmuştur

Mevla-i Müteal milletçe ufkumuzu genişletsin , yeryüzünde geçmişlerimize layık olmamızıhatta onları da geçmemizi nasip etsin.

 

Bookmark and Share

 

Hüdaverdi Kız Öğrenci Evi

Şu anda 4 ziyaretçi çevrimiçi