Giriş
     
Manevi Boşluklarımızın Neden Olduğu Stres PDF Yazdır E-posta

İnançlı insanlar, imanı kuvvetli kişiler, gayesinin Allah (cc) ya kulluk olduğunu bilen kimseler güçlü ve kuvvetli olurlar. Olmadık şeylere değer vermezler, kendini en büyük, büyüklerin de büyüğü Hz.Allah (cc) ya verirler. “ Allah’ımız var, ne gamımız var” derler. Bu dünya endişesi ve akla ne geliyorsa onlar vücuda tesir edemez. O, dünyanın tamamının üzülmeye değmez olduğunu bilir, her saniyesini huzurla geçirir.


Her gün yeniden doğup, huzurlu bir güne başlamanın huzuru içinde olmanız, Allah (cc) nun lütfu ile sizin elinize. Nasıl mı? Her şeyi tabii karşılayın, yaşam bu, bunun içinde acı tatlı cilveler olacaktır, ne olursa olsun gam değildir diyebilmek. Ama siz böyle yapmıyorsunuz, bulamadığınız çoraplara mı kızsanız, yoksa tıkanan trafiğe mi, ağlayan çocuğunuza mı, yoksa pişmeyen çaya mı bilemiyorsunuz. Bunları bir sıkıntı kaynağı görünce ve günü yoğun sıkıntılar altında bitirince de akşam yorgun düşüyorsunuz. “ Temaşa-i cihan lazım, ne çıkar kuru havadan” deyiverseniz.

Rahatsızlıklarınızın nedenini başka yerde aramayın! Bu kılı kırk yarmalar, olmadık şeyler için haddinden fazla düşünüp mesai sarf etmeler ve bu halin, yani stresin sizi pek çok rahatsızlıklara sürüklediğini göreceksiniz. Strese karşı organizmanın tepkisine genel uyum sendromu adı verilir. Bu sendrom: Tehlike, direnme, bitkinlik gibi üç evre geçirir. Tehlike evresinde en çok görülen belirtiler aşağıdaki şekilde ortaya çıkar:

1-     Kalp atışının ve solunumun hızlanması,

2-     Kan şekerinin yükselmesi,

3-     Kasların gerginliğinin artması, kasılma ve eklem ağrıları,

4-     Ağızda ve boğazda kuruluk,

5-     Bitkinlik,

6-     İştahsızlık ve zayıflama ya da çok fazla yemek yeme isteği, oburluk,

7-     Baş ağrısı, baş dönmesi

8-     Dururken, otururken, yürürken dengesizlik, sallanma

9-     Ellerde ve ayaklarda terleme,

10- Uykusuzluk, aşırı uyku, dengesiz uyku,

11- Uykuda diş gıcırdatma, konuşma,

12- Korkulu rüyalar görme, korkarak uyanma, uykuda yürüme,

13- Mide, bağırsak, sindirim bozukluğu,

14- Bulantı, kusma, ishal,

15- Konuşma güçlüğü, az ya da çok konuşma,

16- Gürültüye veya sese duyarlılık.

Belirtilerini saydığımız bu tehlike evresinin ardından vücut ikinci aşamaya geçer. Bu, direnme aşamasıdır. Bu aşamada, organizmada oluşan herhangi bir yıkımı onarmaya çalışır. Eğer başarabilirse stresin fiziksel etkileri ortadan kalkar, aksi halde fertte; kaygı düzeyinin yükselmesi, endişe, sinirlilik, karamsarlık, korku, istemsizlik, ilgisizlik gibi belirtiler devam eder.

Direnç evresinde olmayan fert, son aşamada olan bitkinlik aşamasında ise dönüşü olmayan bir takım organik bozukluklarla karşılaşabilir. Baş ağrıları, ülser ve yüksek kan basıncı ferdin bu aşamada karşılaştığı rahatsızlıklardır.

Stresli ortamda bulunan fertlerin en çok karşılaştıkları belirti, uykusuzluk veya uyku düzensizliğidir. Hayatının 1/3 ünü uykuda geçiren insan, bu sayede bedensel ve ruhsal dinlenmesini tamamlamış olur. Ferdin stresinden kaynaklanan uyku bozuklukları, onun kaygı düzeyinin yükselmesine, bundan dolayı da sinir sisteminin bozulmasına sebep olur.

Stresin insanlara verdiği bunca zararın yanında, bundan kaçınması, insan sağlığı açısından zorunlu bir çaba oluyor.

Tabii bunun maddi bir takım çareleri vardır. Çünkü buyrulmuştur ki: Eyledim bir derde bin türlü deva. Ölüm ve ihtiyarlıktan başka her şeye çare vardır.

Biz burada sizlere manevi devadan bahsetmek istiyoruz. Çünkü Peygamberimiz (sav): “ Hastalıklarınızı maddi ve manevi tedavi ediniz.” buyurmuştur. Nasıl ki bir işin yüzde ellisi dua, yüzde ellisi çaba olduğu gibi.

Şair:

Derman aradım derdime,
Derdim bana derman imiş.
Burhan aradım aslıma,
Aslım bana burhan imiş.
Ben taşrada arar iken,
O meğer can içinde can imiş, diyor.

İlahi emirlere inkiyat bir insanın, maddi ve manevi dertlerine bizatihi devadır. Allah-ü Teala’ya tam güven bütün şerlerin hakkından getirir. İç alemimizi Allah sevgisi, Allah saygısı, Allah korkusu ile dolduracak olursak, bu yaramaz düşünceler, bizi harap eden fikirler, aslı astarı olmayan şeyler, neremizde boşluk bulacak da girecek? Bakın Peygamberimiz (sav): “ Abdestten sonra içilecek üç yudum su yetmiş derde devadır.” buyuruyor.

Ahir-i kelam, konumuza Hüsnü Aşk şairi Galip Dede’nin şu mısralarıyla son verelim:

Tedbirini derk eyle, takdir Hüda’nındır.
Sen yoksun o benlikler, hep vehmi gümanındır
Devran olalı devran erbabı safanındır
Aşıkta gam neyler gam halkı cihanındır
Galip gibi sermest ol söz pirim Hüda’nındır.

Hepimiz için tekrar ediyoruz:

“ Galip gibi sermest ol söz pirim Hüda’nındır.”

 

Aziz din kardeşlerim:

Mevla bizleri bu yüce zevk-i manevisi ile mecur eylesin  inşallahu Teala.  

Hacı Hasan Burkay Hz.
Nisan 2002

Bookmark and Share

 

Hüdaverdi Kız Öğrenci Evi

Şu anda 22 ziyaretçi çevrimiçi