GiriÅŸ
     
Mübarek Ramazan-ı Şerif PDF Yazdır E-posta

Mübarek Ramazan-ı Şerif Ayı kameri aylardan muayyen bir ayın adıdır.Arapça bir kelime olan Ramazan, güneş sıcağında yalınayak yürüyerek,yanmağa denir. Bu manaya göre Ramazan adının bu aya verilmesinin sebebi , bu ayda oruç tutan müminin açlık ve susuzluktan içinin yanması ve bu ızdıraplı ibadetin kendi benzeriyle mükafatlandırılarak , o kimsenin günahlarının yanarak ve gönlünün beşeri ihtiraslardan temizlenmesi manasını tazammun etmesidir. Cenab-ı Hakk’ın kulları incinmesin diye , felaketleri kestiği mübarek Ramazan-ı Şerif Ayı , ayların sultanıdır. Zira, mekanlar içinde mübarek mekanları kişiler içinde mübarek kişileri ve zamanlar içinde de mübarek zamanları yaratan Cenab-ı Halık-ı Zülcelal  bu günleri kullarına rahmet , mağfiret ve bereketinden hisseyab olsunlar diye nasip kıldı. Şüphesiz, mübarek kişiler içinde en mübareği Peygamberimiz (s.a.v) Efendimiz, O’nun yüce eshabı , ehli beyti ve ümmeti olarak bizleri inşaallahu Teala . Mübarek mekanların en büyüğü, Kabe-i Muazzama , Ravza-i Mutahhara, Mescid-i Aksa, Camii Emeviyye ve Camii Kebir gibi ; Allah için yapılmış ve içinde Allahu Zülcelal’in yüce isimleri anılan ufak, büyük camii şeriflerdir. Zamanlar içinde de en kıymetlisi , içinde bin aydan hayırlı gecesi bulunan Ramazan-ı Şerif ayıdır.


Ramazan Ayı güneş battıktan sonra Ramazan hilalinin görünmesiyle sübut bulmuş , sabit olmuş olur. Eğer hilal, hava muhalefeti ve toz gibi sebeblerle görünmüyor ise Şaban Ayı otuz gün sayılır ve ondan sonra Ramazan tahakkuk etmiş bulunur. Şaban’ın 29. Gününü takip eden güne ‘’ yevm-i şek-şüpheli gün’’ denir. Hava kapalı olduğu zaman bu günün Ramazan Ayı’ndan olup olmadığı kat’i olarak bilinmediği cihetle bu ismi almıştır. Bu gün nafile niyeti ile tereddüt göstermeksizin oruç tutmakta kerahat yoktur. Şayet o günün Ramazan Ayı’ndan olduğu meydana çıkarsa nafile olarak tutulan oruç farz yerine kaim olur.

Ramazan Ayı’nın sonunda Şevval Hilalini yalnız başına , münferiden görenler iftar edemezler; yani oruç açamazlar.

Ancak iftar ederlerse , kendilerine kaza lazım gelir, kefaret icab etmez. Yani Ramazan’ın sübutu , bayramın ilanının resmen yapılması gerekmektedir.

Ramazan denilince , bedeni ve mali şu üç ibadetimiz birlikte hatırlanır. Gündüzleri oruç, geceleri teravih namazı ve üçüncü en büyük içtimai yardım olarak zekatla fitredir. Ramazan-ı Şerif’den maada hiçbir ay kendi adıyla sarih olarak Kur’an-ı Kerim’de anılmamıştır. Bu şeref sadece , Ramazan-ı Şerif ayına verilmiştir.

Hem de insanlar için ayetleri birer hidayet nuru olan hakla batılı ayırt eden Ku’an-ı Mübin’in bu ayda indirildiği bildirilmek suretiyle medhedilmiştir. Cenab-ı Halıkı Zülcelal Bakara Suresinin 185. Ayeti celilesinde bu hakikatı bize şöyle duyurmaktadır.

‘Ramazan Ayı öyle bir aydır ki, insanlar için hidayet kaynağı olan , insanları doğru yola yönelten hak ile batıl arasını ayıran Ku’an bu ayda indirildi. Binaen aleyh ‘’Sizden her kim Ramazan Ayı’na erişirse onu oruçla geçirsin. Her kim keyifsiz ve yolcu ise tutamadığı günler sayısınca başka günlerde oruç tutar. Allah sizin için kolaylık istiyor, yoksa güçlük istemiyor.’’
Ya mübarek Ramazan!Sensin aylara sultan
Ramazanla sevinir, gerçek imanı olan.

Sözü hem Ramazan-ı Şerif’i hem de ona bi hakkın değer verenin kıymetini ne güzel bildirtmiş oluyor. Zira insan ruhu ve cismi ile insandır; kalbi ve kalıbıyla insandır; madde  manası ile insandır. Yani insanın bir iç ve bir de dış yüzü vardır. Bu vasıflar insana bir kanattır. Birini yitiren kimse , Allahü Teala’nın ‘’Ey insan’’ hitabı ile şerefyab olamaz. Ve kanadının biri kırık olur, ötelere uçamaz. Cenab_ı  Hak (c.c) ‘’Dünyadan nasibini unutma’’ mealini taşıyan emrini yerine getirebilmek için kalp kadar kalıba da önem vermek gerekir. Çünkü, bir ampül ne kadar temiz olursa , vereceği aydınlık da o kadar artar. Kamil insan , her iki tarafın da hakkını verebilendir. Zira; madde manaya galip gelirse ; behimi hisler kendini gösterir, benlik baş kaldırır. Mana yani ruh maddeye galip geldiği takdirde beşeriyet vasfı ortadan kalkar . Yerini melekütiyet vasfı alır. İçini dışını iyi terbiye eden kimsede ‘’Tahalluku bi ahlakillah’’ hadisi kudsisi zuhur edip güzel huylar belirir. Af, müsamaha, kendini düşündüğü kadar başkalarını da düşünmek gibi vasıfları alır. Böyle bir mücadeleyi göze almayan toplumda dünyayı kin ve ihtiras bulutları sarar. Karşılıklı sevgi saygı olmadan ezeli kardeşlik duyguları gönüllerde yerleşmeden ve karın kardeşliğinden yetmiş derece üstün olan ruh kardeşliğini ruhlarımız tatmadan cemiyet içinde nazari ve ameli bu hali yaşamadıktan sonra topluluk hayatı nasıl idame edebilir?

İnsan, iyi huylarla bezendiği takdirde insandır. Aksi halde ‘’Hayır’’ diyebiliriz. Çünkü insanlık sadece behimi hislerin gereğini yapmak değildir. Böyle olanlar için şair:
İnsan kılığında insan olmayan,
Adem heykelleri ne kadar da çok
Bunlar hakkında denilse layık
Dünya bostanında canlı korkuluk

Hazret_i Mevlana’nın Bütün yaratılmışlarda et ile sinir mevcut. İnsan düşüncesi ile insandır. İlahi emirleri ile bir nebze düşünecek olsak, nice hikmetleri mülahaza edilebilir. Zira yapılması emredilen ibadetlerin hemen hepsi, manevi gelişmemizi sağlar. İbadetlerin zahirde yapılan şekli ne kadar değişikse batındaki dereceleri ve fazilet itibari ile değerleri o kadar çelişkilidir. Bunların bir kısmı üstün, bir kısmı da çok üstündür. Çok üstün olan ibadetlerimizin başında Namaz, Oruç, Hac  ve Zekat gelir. Bilhassa namaz ve oruç bu iki ibadeti gereği  gibi yapana ne mutlu. O dehşetli günde sorulacak soruların başında gelenlerden Cenabı Hakk’ın (c.c) zatına mahsus olanı namaz ve oruç cemiyete ait olanı da kul hakkı olacaktır.

İsmail Hakkı Hz. Ruhul Beyan tefsirinde şöyle bir hadis_i şerif rivayet etmektedir:

-Şu üç şeyi tam manası ile kim yapmağa devam ederse gerçekten o , Allah’ın bir veli kuludur. Onlar sırası ile
1-Namaz,
2-Oruç
3-Cünüp olunca boy abdesti almak.
Bunları yapmayı terk eden ise gerçekten Allah’ın düşmanıdır.’’

Bu hadisi şerifin ifade ettiği mana derindir. Yapılmasına işaret edilen her üç vazife de önemlidir. Peygamberi Hüda (s.a.v) Efendimiz’e sorulduğunda;

_Veliler kimdir ya Rasulallah? Saadetle buyurdular ki:

_Onların yüzlerine bakıldığı zaman, hatıra Allah gelir. Bundan önceki hadis-i şerifte zikredilenleri yapanların, hakikaten yüzlerine bakıldığı zaman, masiyyetin gitmiş, yerini Allah sevgisi ve saygısının ve Allah korkusunun kapladığını görürüz.
Bu sebepten ‘’El insan vel Kuran bittamam’ kavlince insan ve Kur’an birbirine sarılır mezcedilirse tamam olur, saadeti bulur ve selamete erer.

Cenab-ı Peygamber (s.a.v) Efendimiz bir hadisi şeriflerinde:

_Ramazan geldi demeyiniz. Çünkü Ramazan Allah’ın güzel isimlerinden bir isimdir. Şöyle deyiniz Ramazan Ayı geldi..Bu hadisi şerif İsmail Hakkı hz’nin tefsirinde geçer. Ravisi de Ebu Hureyredir.

Cenab- Peygamber s.a.v Efendimiz diÄŸer bir hadisi ÅŸeriflerinde:
‘’Recep Şehrullah , Şaban şehri, Şabanı Şerif benim ayımdır. Ramazan ayı da ümmetimindir. buyurmuşlardır. Mukaddes kitabımız Kur’anı Azimuşşan diğer semavi kitaplar üzerine nasıl faik ise Receb- i Şerif Ayı da diğer aylar üzerine öyle faiktir. Peygamber-i Hüda Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v)  Efendimiz diğer peygamberan-ı izam hazeratının üzerine nasıl tafdil kılınmış ise ; onun mübarek ayı olan Şaban-ı Şerif de diğer aylar üzerine öyle tafdil kılınmıştır. İki cihan serveri Peygamberimiz (s.a.v) Efendimiz’in ümmeti  diğer ümmetlere nazaran nasıl üstün tutulduysa o ümmetin ayı olan Ramazan- ı Şerif Ayı da diğer aylar üzerine öylece üstün tutulmuştur. Allahü  Zülcelal’e (c.c) hamdü senalar olsun ki , bizleri böyle bir Peygamberi ali şana ümmet etmiş. Zira Peygamberanı izamdan bazıları

_Ne olur Yarab! Bizi kavmimize Peygamber göndereceğine Habibi Edibin Hazreti Muhammed Mustafaya (s.a.v) ümmet gönderseydin, demek sureti ile bizlerin nasıl bir ümmet olduğumuzu duyurmak istemişlerdir.

 

Bookmark and Share

 

Hüdaverdi Kız Öğrenci Evi

Åžu anda 4 ziyaretçi Ã§evrimiçi