Giriş
     
Sünnetler Unutulursa... PDF Yazdır E-posta

Geçen gazeteye bakıyorum da, müminin biri soruyor. Sakalsız sanki daha güzel hizmet ediyorum, oraya giriyorum, buraya çıkıyorum vs. Gazete cevap veriyor. FARZSIZ, SÜNNETSİZ HİZMET, ÇÖP TENEKESİNE ATILIR, diyor. Peşin, sen ALLAH’ın emrini Rasûlullah’ın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) sünnetini

yapacaksın. Hizmet verecekmiş diye, Allah’ın sünnet veya vâcib kıldığı o güzel hâli terk edeceksin. Bu doğru bir şey değil. Yaş konusu da yoktur. Eski müslümanlar, yüzüne hiç ustura vurdurmadılar.33 yaş–35 yaş diyorlar ! Böyle bir şey de yok, yaş da söz konusu değil. Hanıma danışmak da söz konusu değil. Bir de böyle bir tutum var. Hanım müsâade ederse olurmuş da, etmezse olmazmış. Bir müslümanın hanımı, efendisinin arzusuna müsâade etmez mi? Peygamber’in sünnetine müsâade etmez mi? Birazcık i’tirâzı varsa, bir fistan alırsın, olur biter. Bir sakal hediyesi verirsin, olur biter. Âile saâdetini de bozmamalı.

Emekliler özellikle teheccüdü kaçırmamalı, gündüz meşgul olanlar, rızık peşinde koşanlar, işine gücüne çaba sarf edenler; yatarken 2 rekât teheccüd kastıyla, salât’ül-leyl kılar. Yatsıyla sabahı cemâatle edâ ediverirse, Allah Rasûlü (Sallallahu Aleyhi Vesellem) müjde veriyor: “Sabaha kadar onun uykusu, ibâdettir.” diyor. Bir de yatmadan önce Âmenerrasûlü’yü (Bakara Sûresi’nin son 2 âyeti) okursa, ona yeter, diyor. Ama emeklilere bu yetmiyor. Emekliler teheccüde kalkmaya gayret etmeli.

(اَسْتَعِيذُ بِاللّهِ) وَ مِنَ اللََّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِ نَافِلَةً لَكَ عَسَي اَنْ يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَحْمُوداً Allah Rasûlü’nün (Sallallahu Aleyhi Vesellem) teheccüd nedeniyle Makâm-ı Mahmûd’u var. Biz de teheccüde devam ediversek, Hz. Allah, O’nun yanında bize de bir makâm ikrâm eder, ihsân eder. Biraz gayret kuşağını kuşanmalı.

Abdest alırken ağzının suyu akmalı, kendi de beğenmeli, Allah Teâlâ da beğenmeli. (Bunlar) üstüne basa basa durulacak hususlar(dır). TAHÂRET GÜZEL OLURSA, ABDEST DE GÜZEL OLUR. ABDEST GÜZEL OLURSA, NAMAZ DA GÜZEL OLUR. NAMAZ GÜZEL OLURSA, İMAN DA GÜZEL OLUR, İMAN GÜZEL OLURSA, CENNET DE GÜZEL OLUR. Bunlar böyle alâ merâtibihim (kendi mertebeleri üzerine) birbirini tâkib eden hususlar. Allah, hepsini gâyet güzel yapmak kısmet etsin.

Cenâb-ı Peygamber (Sallallahu Aleyhi Vesellem), üzerine hiç güneş doğdurmamıştır. Cenâb-ı Peygamber’e ümmetim diyen, Peygamberimi ben çok seviyorum diyen onun ümmeti, üzerine güneş doğdurmamalı. O saatler (yani güneş doğduktan sonra 40-50dk.) her türlü bereket saatleri, erken işe gitmek, erken işten dönmek. Gecede hayır yoktur. Ne demiş atalarımız; Gündüzün şerri, gecenin hayrından daha hayırlıdır. Öyleyse akşamdan önce eve dönmeli. Sabah namazından sonra işe yönelmeli.

Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) işrâk (namazı) kılardı. Güneşin doğması 40–50 dakika geçti mi hepimizin 2 rekât işrâk namazı var. Hz. Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem) işrâk namazı kılar ve neyle müjdelerdi işrâk namazını; “Bir hac, bir umre sevâbı !” 2 rekat işrak namazında, 1 HAC- 1 UMRE sevabı var.

Bizim bildiğimiz eskiden 70–80–90 yaşında adamlar felç olurlardı, büyük şehirlerde, tek tük oda. Şimdi, büyük şehirlerde adam 40–50 yaşında felç olmuş, bastonla geziyor Bunun hem maddi- hem manevi nedenleri var. Hepimizin dolabını açıyoruz, bakıyoruz, şimdi kilolukları çıkmış kolaların asitli sular, zehir zemberek. Buzdolaplarımızı açıyoruz. Bir de ne görelim, ne olduğu belirsiz yağları dizelemişsin içine. Yâhu sen nerede yaşıyorsun. Allah’ın en verimli ülkesinde, meyve mi istiyorsun? Alabildiği kadar… meyve suyu mu istiyorsun? Alabildiği kadar… Zeytinyağı, gündöndü yağı, mısırözü yağı, kuyruk yağı bunları mı istiyorsun? Alabildiği kadar. Senin ne işin var ne olduğu belirsiz yağlarla? İşte böyle olursun, 40 yaşında- 50 yaşında tek bacak.

Cenâb-ı Peygamber’in (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bugün unutulmuş sünnetlerinden bir tanesi yemeğe tuz ile başlardı, tuz ile bitirirdi. Şehâdet parmağını tuza batırır;      بِسْمِ اللّهِ خَيْرِ الرَّازِقِينَ  (Bismillâhi Hayrırrâzikîn) “Yâ Rabbi! Sen bu rızkı hakkımda hayırlı eyle, ibâdet ve tâatle eritmek nasîb et” manasına gelen Bismillâhi Hayrırrâzikîn ile başlar sonunda da yine aynı dua ile bitirirdi.

Hazreti Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi Vesellem) hiçbir şeyi hafife alınmaz. Onun içinde bildiğimiz, bilmediğimiz pek çok hikmetler vardır. O kendiliğinden hiçbir şey yapmadı ki;
وَ مَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوَي Θ اِنْ هُوَ اِلاَّ وَحْيٌ يُوحَي  (اَسْتَعِيذُ بِاللّهِ)Habîbim! Kendiliğinden hiçbir şey yapmadı, diyor Hazreti Allah, onun her hareketi vahiyledir. Tuzla başlar, sonra Bismillâhirrahmânirrahim derdi. (SİZ DE) HER MUBAH İŞTE, HER MEŞRU’ İŞTE (BESMELE ÇEKİN) AMA SAKIN SAKAL TIRAŞI OLURKEN BESMELE ÇEKME, ORADA CAİZ DEĞİL!!!

Toplu taşımacılıkmış,yerin dibine batsın.30–40 kişilik otobüse , doldur 60 kişiyi kadın-erkek toplu taşımacılık, memlekete-millete hizmet(!) Konya’da otobüsler ayrıldı,dedikodusu başladı.Haremlik-selamlık mı? Tabi haremlik-selamlık, tabi !!!

Cenab-I Peygamber(sav) hristiyan aleminin,batı soytarılığının hep tersini yapmıştır. Onlar sofradan önce dua yaparlar. Hayır, biz bağış yapacağız. Yemeğimizi yedikten sonra Allah’a şükredeceğiz. Âdette de ibadette de,I’tikatta da onların tersini yapmıştır.Onlara benzememiştir.Sen benzemek için can atıyorsun. Peşin ütülü pantolon, namaz kılamayasın diye, ütüleri bozulacak hocam, nasıl kılayım. Önce ütülü pantolon, sonra Peygamber’in sofrasına saygısızlık; Masa, sandalye. Pantolonlarının ütüleri bozulmasın. Biliyor musun sen, bu batıdan gelen koltuk, kanepenin kaç tane adamı sakat bıraktığını, haberin var mı? O koltuklar, erkek gücüyle bile dönmüyor, oynamıyor. Hangi beliyyesini saysam. İktisâden çöküntü olduğunu mu söylesem, bu gibi bir külfete girdiğinizi mi söylesem. Koskoca odada bir kişinin namaz kılacak yeri olmadığını mı söylesem? Gidiyoruz, görüyoruz. Sonra biz yerleştiririz, şunları götürürüz, onları getiririz falan. Allah, İslam’a gönül verdirsin. Hazreti Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi Vesellem) yaşantısını şiâr edindirsin. Selâmet orada.

Şimdi solla yemek moda.Batı düzeni. Sağla yedi diye, nişan yüzüğünü atmış kız. Kocası olacak kimse sağ elle yedi diye, modaya uymadı diye. Ulen sen evlensen ne olacak, bıraksan ne olacak. Senin kuracağın yuvadan ne olacak. Kaç gün sürer, git mahkeme kapılarına da gör. Besmelesiz kurulan yuva kaç gün sürer. İslam’a uymadan kurulan yuva kaç gün sürer?

Rahmetli pederim; bu tabağı güzel sünnetlerseniz bu tabak sizin hakkınızda istiğfar eder, derdi. Biz de o gün-bugün, ne çay bardağımızın dibinde, şimdiki neslin bıraktığı gibi yarıya kadar bırakırız. Ne de tabağın içinde, modaymış diye pilavın yarısını çöp tenekesine atsınlar diye bırakırız. Biz bir tanesini bile bırakmayız ve bırakmazsak hayır görürüz, bırakırsak hayır görmeyiz.

İşçimiz, memurumuz ayın 15’ini-20’sini zor getiriyor. Neymiş? Çarşı-pazar çok pahalıymış. Eh, belki onun da bir payı var, ama işin bir de bu yönünü (düşün); Çoluk çocuk bir arada sofraya oturuyor musun? Toplulukta bereket (var). Yoksa sandviçin içine bir şeyler koyacak da, tiyatroyu kaçırmayacak, sinemayı kaçırmayacak, futbolu kaçırmayacak. Yahûdî sana top oynatır, kendi kulübü yok, bilen varsa söylesin. Yahûdî’nin kaç kulübü var, adları nelerdir, öğrenmek istiyorum. Bunu kaç senedir soruyorum ama hiçbir cevap yok. Topu icâd eden Yahûdî Fisinger. İsrâil’de kaç tane top kulübü var, adları neler, kimlerle oynamışlar. Yahûdî oynamıyor, seni oynatsın diye icâd etmiş. Sana top oynatacak, kendisi Kudüs’ü başşehir yapacak, ona çaba sarf ediyor. Yahûdî bu! ALLAH’ı kandırmaya kalkmışlar. Onların dininde sözde %6 fâiz câizmiş. E, çok az bulmuşlar, düşünmüşler, taşınmışlar, bunu biz %9 yapalım da 9’u Allah, yukarıdan 6 gibi görür, demişler.Yahûdî bu efendim, Yahûdî!!! Senin düşmanın, Yahûdî olacağına ben olmuşum, Mahmûd Hoca olmuş, Fethullah Hoca olmuş. Hocayı düşman kabul edenin hâli ne olur? Allah âkıbetimizi hayreylesin. O, cehenneme tepe takla gider, bacaklarından asarlar. Ulemâya itâle-i lisanda bulunmak, şöyle diyor-böyle diyor, demek, İstanbul’da oturuyorken, Mekke’de oturuyor demek, oturduğu yeri bile bilmemek (ALLAH Teâlâ cümlemizi nevm-i gafletten ikâz buyurup, hayırlı uyanıklıklar nasîb etsin Allahümme Âmin…)
HASAN HÜDAVERDİ BURKAY                                                                                                              
MEVLİD KANDİLİ SOHBETİ'NDEN BİR KISIM (1991)

 

Bookmark and Share

 

Hüdaverdi Kız Öğrenci Evi

Şu anda 14 ziyaretçi çevrimiçi