Giriş
     
Şefaat Ya Resulallah ! PDF Yazdır E-posta

                                                                  

                               TOPRAĞIN ALTINDA BİN SENE KALMADANSA, ÜSTÜNDE BİR GÜN KALMAK HAYIRLIDIR.
        Allah’ın sevdiği kulları, Allah’ın sevdiği yerlerde olur.
İslam büyükleri “HER GECENİ KADİR, HER GÖRDÜĞÜNÜ HIZIR BİL!” demişler. Her gece kadir bilinirse, her gecemizi Hz. Allah, Kadir yapıverir. Her gördüğümüz, Hızır bilinirse halkla irtibat kesilir. Kendimizle meşgul olmaya başlarız. Hz. Allah, bizi bizden soracak, bizden Ahmed’i, Mehmed’i, Ali’yi, Veli’yi sormayacak, bizi bizden soracak. Öyleyse en selamet yol; kendimize eğilmek,kendimizle meşgul olmak. Birbirimizin yakasını bırakmak, Ümmeti Muhammed’in dertleriyle dertleşmek. Allah Rasûlü (Sallallahu Aleyhi Vesellem); ”ÜMMETİMİN DERTLERİYLE DERTLENMEYEN BİZDEN DEĞİLDİR.” (buyuruyor.) Sen Ümmeti Muhammed’e bela oluyorsun, dert oluyorsun. Bu mu senin imanının gereği!!!
Büyük mutasavvıf Şâh-ı Nakşibend Muhammed Bahâuddin Hazretleri;” Âlem yahşi ben yaman, herkes buğday ben saman.”(buyuruyor.) Halkla irtibat kesilirse, dedim ki-dedi ki terk edilirse, kıylü-kâl çöp tenekesine atılırsa, insan kendi lehine çalışmaya başlar.


               Allah Teâlâ dünyayı da, ahireti de, içinde ne var-yok topyekün hepsini de, bizim için halk etmiş. Öyleyse zararlı nedir bildirdi. Ondan elimizi, eteğimizi çekeceğiz. Onda zerre kadar fâide olsaydı. Allah (Teâlâ) yasak çizgisini onun altına çizmezdi.

İçki-kumar belâların anasıdır. Nice hâneleri söndürmüş, harâb etmiş. Her birerlerimiz bunların birkaç tanesine şâhid olmuşuzdur, gözümüzle, kulağımızla. At yarışları denilen şu Kepazelikler,  ne hâneler söndürmüş, ne aileler harâb etmiş, ufağı da, büyüğü de!

— Hocam biz bi lokumuna oynuyoruz, vakit geçsin.
— Senin vaktin o kadar çok mu yahu! BİRŞEYİN ÇOĞU HARAMSA, AZI DA HARAM. Bu nedenle Cenâb-ı Hakk yasak etmiş olduğu bu içkiydi, kumardı, bunlardan, ufağından-büyüğünden, oynamasından-seyretmesinden hepimizi uzak bulundursun. Bunların olduğu yere girmek, tuvalete girmek gibidir. Bir Müslüman, mecburen böyle bir yere girmek icab ediyorsa; Tuvalete girer gibi, sol ayakla girecek, sağ ayakla kaçacak.

            Tembel-bunak yuvaları, meskenet yuvaları, dedikodu yuvaları… Ama maalesef bir mahallede 3 tane–5 tane bugün için mevcut. Devlette bunun farkına varmış efendim. İnşâallah bunların hepsini mecburen birer kırâathâne şekline sokacak. Her kahveciye, kahvesinin köşesine bir kırâathâne-kütüphâne yapma mecburiyetini getirecek. Hasb’el-beşer birini beklemek için, yarım saat bir dostunla oturmak için zarûret hâsıl olsa, o yarım saati de zâyi’ etmeyeceksin. Alacaksın oradan bir kitap, mütâlaâ edeceksin. Birbirini tenvir edeceksin (aydınlatacaksın). Dedikodu yapmayacaksın, onu-bunu çekiştirmeyeceksin, kahvenin önüne oturup ta, geleni geçeni seyretmeyeceksin, birde küstahlık yaparak, elin kadınına bakarak;” Güzele bakmak sevaptır,” demeyeceksin.

Kıpkızıl kafir olmayacaksın.

          Bazı kardeşlerimiz diyor ki; Akrabalarımız var hocam ama namaz kılmıyorlar. (Biz)yine gideceğiz, yine hal hatır soracağız. Evet, onların akrabalık hakları var, gideceğiz hatırını soracağız, gerekirse işlerinde yardımcı olacağız. Böylelikle İslam’ın güzelliğini onlara gösterelim ki kendimizden tarafa çekebilelim. “Bu Müslümanlık ne kadar güzel bir şeymiş” dedirttirebilelim. Ne demişler ”Damlaya damlaya göl olur, bakmaya bakmaya el olur.” Bu nedenle her ne sebeple olursa olsun, hısım- akrabamızla alakamızı kesmeyeceğiz. Gideceğiz, geleceğiz, yardımlaşmada bulunacağız.

            Hasb’el-beşer (insanlık hali) bir küslük meydana gelse, kısa zamanda bir vesile aranılacak, helalleşilecek, barışılacak. Şeriat yolunda 3 gün küsmeyi mübah saymışlar. Hakikat yolunda bir ıslak tülbendin güneşte kuruması kadar!

— E Hocam, ben büyüğüm o küçük, gelsin de barışalım.
— Bu da geçerli bir söz değildir. ”İKİ KÜS HANGİSİ DAHA ÖNCE BARIŞMA TEKLİFİNDE BULUNURSA CENNETE İLK ÖNCE O GİRER.”
Acele edin, namazın vakti geçmesin öğle ile ikindiyi birleştirmeyin, ikindiyi akşama yakın kılmayın. Dur bakalım şu süpürgeyi (yapayım) süpüreyim deyipte hanımlar öğle namazını, ikindi namazını geçirmesinler. Hele şu bulaşığı da yapıvereyim de öyle kılayım demesinler. Ezan-ı Muhammedî okundu, kılayım da öyle yıkayayım deyiversinler. Kılayım da öyle süpürüvereyim desinler.

          Namazın 12 farzından biride vakittir. Namazın vakti ne kadar aşar, (sevap) barometresi de o kadar düşer. Mademki bu ferâiz-i ilâhiyi yerine getireceğiz, yerli yerince olsun, Allah’ın dediği gibi olsun, istediği gibi olsun ki huzuru ilahide   فَوَيْلٌ لِلْمُصَلِّينَ   ( feveylün lilmusallin) olmasın.
Dünyada en tatlı 3 şey;
1- TİLÂVETÜL KUR’ÂN; Hz. Kur’ân-ı okumak,
2-MUSÂHABET-ÜLİHVÂN; Kur’ân ile âmil kişilerle düşüp-kalkmak, görüşüp-konuşmak
3-MÜŞÂHEDET-ÜRRAHMÂN; Eserde müessiri müşâhede etmek, yaratılmışta yaradanı görmeye çalışmak, onun büyüklüğünü onun azametini müşâhede etmek.

         Mevlâ-i Müteâl, kendi zât-ı ilâhisine nasıl inanmamız gerekiyorsa, bize öyle bir sarsılmaz, çeki taşı gibi bir iman, bu gece (Beraat Gecesi) yüzü suyu hürmetine nasib buyursun. Şüphesiz bir iman, tereddütsüz bir iman, acabasız bir iman, niçinsiz bir iman. Zira bütün saâdet imanda, bütün felâket imansızlıktadır. İnsanı isan yapan,insanı belki sultan yapan imandır.İmansız bir vücut laşeden başka birşey değildir.

SELEF (bizden öncekiler) : “Rabb’e nasıl kulluk yapılır, Rabb’in rızası nasıl kazanlır?” bunu düşünürdü. Lakin bir nesil, dini bilgilerden mahrum olarak yetiştirilirse o, ALLAH var mı yok mu kavgasına düşer.

— İsteyin bakalım Allah şeker verecek mi? Bir de öğretmenim şeker ver deyin bak nasıl şeker dağıtıyorum.
— Böyle biçareliklere düşer. Biz (o) öğretmene diyoruz ki; O şekeri sen halk ette (yaratta) ver bakalım. Şekeri halk eden kim, şekeri sana veren kim? Allah akıbetimizi hayreylesin.(Âmin.)
Aman Hazret, (fal) bakıcıya gittim de böyle dedi-böyle dedi, dediklerinin çoğu da isabetli (çıktı).
—Allah muhâfaza etsin söyleyen de inanan da ,aracı olan da bu hususta dalalettedir..

          Kerametlerin en büyüğü MAKÂM-I ABDİYYETTİR. Bu büyük yollar, bu güzel yollar, istikâmet üzere kurulmuştur. Bu yol insandan istikamet ister,doğruluk ister, dürüstlük ister.Allah Rasûlü’nün (Sallallahu Aleyhi Vesellem) abdiyyet makâmı risâlet makâmının üstündedir. Her gün namazımızda okuduğumuz kelime-i şehâdette bu ayan-beyan meydandadır. Abduhü ve Rasuluhu. İlk önce Allah Rasûlü (Sallallahu Aleyhi Vesellem) abdiyyet makâmını zikretmiş, ondan sonra risâlet. Neden? Risâleti sana karşı, abdiyyeti Hâlik’a karşı. Öyleyse makamların en üstünü kerametlerin en büyüğü; İSTİKAMET, DOĞRULUK.

“OK GİBİ DOĞRU OLSAM, YABANA ATARLAR BENİ,
YAY GİBİ EĞRİ OLSAM, ELDE TUTARLAR BENİ,
EĞRİ YAY ELDE KALIR, MENZİL ALIR DOĞRU OK
GÖRMEDİM DOĞRUDA AÇ, EĞRİDE TOK.”
Allah Rasûlü (Sallallahu Aleyhi Vesellem) benim saçımı-sakalımı Hud Suresi kocattı (buyurdu).
—    Ya Rasûlallah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) geniş kapsamlı bir sure, bunun neresi?
(اَسْتَعِيذُ بِاللّهِ) فَاسْتَقِمْ كَمَا اُمِرْت
“Habîbim istikâmet üzere ol, dosdoğru ol..!! ”Onun için Taptuk Emre’m, Yûnus’a soruyor. Dağda hiç eğri odun yok muydu, ne bu odunlar hepsi kalem gibi, oklava gibi?

— Bu kapıdan eğri odun da girmez, odunun eğrisi de girmez bu kapıdan.Doğruluk azizim ! Keramet bu;  İSTİKÂMET.
ALLAH Teâlâ bize millet olarak kendi sevgisini tattırsın, ibâdet aşkı lutfetsin, huzurunda uzunca durmak kısmet etsin. Sabrın en büyüğü o! Allah’ın huzurunda durabilmek,seccadede oturabilmek.Otutabiliyor musun,oturamıyorsun.Dürtüyorlar.Belki giderken tesbih çekiyorsun.Sabrın en büyüğü huzurda bulunabilmek.

         Rahmetullahi Aleyh, son zamanın İslam büyüklerinden üstazımız Muhammed Necatissimavi Hazretleri, Allah gani gani rahmet eylesin. Evimizde misafir. Refîkama soruyor ”Kızım diyor, bu parmağıma ne oldu ki benim acaba?” Birkaç hanımlarda var. Sağ elinin şehadet parmağının yanındaki orta parmak, ikinci boğum (orta boğum) öbür parmaklara nazaran yarıya kadar erimiş, incelmiş.

—Aman efendibaba! Bu parmağınızda dolama filan mı çıktı, bu hale geldi?
—Yok bilemedin. Ne oldu kızım acaba? Öbür hanıma soruyor.
—Kestiniz, kan zâyi’ ettiniz,  zaptedemediniz de böyle ince, kuru kaldı burası, bundan mı oldu?
—Bilemedin, bilemedin, bilemedin. Tesbih çekmekten böyle oldu.Allah demekten böyle oldu.
Sen de dört tesbih çeviriyorsun da, tesbih çekiyorum diyorsun değil mi? Sevdiğimizi analım azizim !Dedikoduyu koyalım şöyle, dedim ki-dedi ki yi bir tarafa bırakalım da sevdiğimizi analım.Sevdiğimizle haşır-neşir olalım.Orada kimlerle olmak istiyorsak, burada da onlarla oluverelim.

       Allah Rasûlü (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Şa’ban-ı Şerifin 13. gecesi secdeye kapandı. “Ya Rabbi! Ümmetimi istiyorum senden. Ya Rabbi! Ümmetimin affı için yerdeyim, bu affı ilâhînin müjdesini almadıktan sonra başımı yerden kaldırmam.” Allah Teâlâ, Şa’ban-ı Şerifin 13. gecesi “ Ümmetinin üçte biri aftır Habîbim.” Habîbi ona kanaat getirir mi? “Tıfliken ol diler idi ümmeti, sen kocaldın terkedersin sünneti.” diyor, Süleyman Çelebi. “Kulağım ağzına vurdum dinledim, Söylediği sözü o dem anladım, Ne diyormuş? Vah ümmetim, vah ümmetim! Allah Teâlâ, ümmetlik defterine silinmez kalemlerle bizi de yazsın İnşâallah, kusurumuza bakmasın İnşâallah. Ertesi gece yine  “Ya Rabbi! Ümmetimi istiyorum, üçte biri olmaz” (Allah Teâlâ) “ Habibim bir, üçte bir daha sana” Ve böyle bir Beraat Gecesi, Şa’ban-ı Şerifin 15. gecesi Ümmetinin tamamına şefaat hakkı aldı.Alacak değil,aldı!...Yok izin verirseymiş…Verdi,verdi Ya Hu.

مَنْ ذَاالَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلاَّ بِاِذْنِهِ  Hz.Muhammed’e ait değil bu. Muhammed (sav) aldı.Hocam bu hususu neden böyle bağıra bağıra söylüyorsun? “Şefaatimden ümitsiz olanlara şefaatim yok.” Diyor da ondan bağırıyorum.Böyle bir yetki almayan;
شَفَاعَتِي مِنْ اُمَّتِي  ِلاَهْلِ الْكَبَائِرِ:وَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ

        “Benim şefaatim ümmetimin büyük günah işleyenlerine.” Diyor.Bu söz söylenilir mi böyle yetkisi olmayan kişiden.Hz.Muhammed (sav) bu Ya Hu !Mü’minin mü’minin şefaati var, değil ahir zaman Nebi’sinin…Allah akibetimizi hayreylesin.Hz.Muhammed’i (sav) güzel tanımak nasib eylesin.Güzel inanmak nasib eylesin.Muhammed’im diyebilmek nasib etsin.(Amin)

 

(Hasan Hüdaverdi Burkay (ks) Hz'nin 1985 yılı Kadir Gecesi Sohbeti'nden derlenmiştir.)

Bookmark and Share

 

Hüdaverdi Kız Öğrenci Evi

Namaz Vakitleri

Şu anda 22 ziyaretçi çevrimiçi