|
Soru: "İman nedir?"
Cevap: İman, Cenab-ı Allah’ın vahiy meleği aracılığı ile, Hz. Muhammed (sav) e gönderdiği semavi hükümlere kesin olarak inandığını tasdik etmektir.
Soru: "İman yönleri nasıldır?"
Cevap: İnsanlar iman yönünden dörde ayrılırlar: Mü’min; münkir; münafık; mürted.İnsanlar ibadet yönünden de dörde ayrılırlar: Salih; fasık; bidatçi (sapık); mürai. Salih, ibadetleri yapar, haramlardan kaçar. Fasık, gizli veya açık haram işler. Bid’atçi; itikadına ve ibadetine bid’at karıştırır. Bid’atların çoğu haram olduğu için, yaptığı ibadetler boşa gider. Mürai ise, gösteriş için ibadet eder; ibadetini Allah rızası için yapmadığından sevap alamaz, hatta cezaya müstehak olur.
Soru: "İbadetin imana tesiri var mıdır?"
Cevap: İmanın namazla münasebeti olduğu gibi, diğer bütün işlerde de münasebeti vardır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “İman çıplaktır. Elbisesi takva, süsü haya, sermayesi fıkıh, meyvesi ameldir. İmam-ı Rabbani hz. buyurur ki: “İbadetler imandan parça değildir. Fakat ibadetler imanın kemalini arttırır.”
Soru: "Günahın imana tesiri var mıdır?"
Cevap: İmam-ı Azam hz. “İman, kalbin tasdiki, kabul etmesi ve inanması demektir. İmanın azı çoğu olmaz. Azalan ve çoğalan iman değil, zan ve vehimdir. Mü’min, büyük günah işlese de imanı gitmez; kafir olmaz.
Soru: "Kamil imanın ölçüsü nedir?"
Cevap: Kiminin imanı çok zayıftır, kiminin ise çok parlaktır. Hz. Peygamber (sav) parlak iman sahipleri için, “Allah uğrunda yapacağı bir işte, kınanmaktan korkmayan, ameline riya karıştırmayan, kendisine biri dünya, diğeri ahiret için iki iş teklif edildiğinde, ahirete yarayan işi tercih eden kimse, kamil iman sahibidir.” buyurmuştur.
Soru: "Doğru iman nasıl olur?"
Cevap: İmanın sahih , makbul ve muteber olması için on şart vardır:İmanda devamlı ve sabit olmak , havf (korku) ve reca (ümit) arasında olmak ; can boğaza gelmeden iman etmek ; güneş batıdan doğmadan iman etmek ; gaibi yalnız Allah Teala’nın bildiğine inanmak ; zaruretsiz ve kasten imanın imandan bir hükmü reddetmememk ; dinde zarurî bir şeyde şüphe ve tereddüt etmemek ; itikadı İslam dininden almak ( tarihçiden , felsefeciden değil , Muhammed (sa) ‘den almak ) ;hubb-i fillah veya buğzu fillah üzere olamk (Allah için sevmek veya Allah için sevmemek) ; ehl-i sünnet vel cemaate uygun itikad etmek ; Miraç’ın ruh ve beden ile olduğuna ; şefaate , kabir azabının ruh ve bedene olacağına ;Kur’an okuyup , sadaka vermenin , sevabını meyyitlere (ölmüş kimselere) göndermenin caiz olduğuna ve bu sevapların , duaların , vasıl olarak azaplarının azalmasına sebep olacağına inanmaktır.
|