|

O'na (sav) İman Etmek
Cenab-ı Hakk,Hz.Muhammed Mustafa (sav)’i göndermekle bizlere büyük bir ikrâm ve lütufta bulunmuştur. Bunu da şu şekilde bizlere duyurmuştur:
“Allah, iman edenlere; âyetlerini okuyan, onları arıtan, onlara kitap ve hikmeti öğreten, kendilerinden bir peygamber göndermekle (büyük bir) iyilikte bulunmuştur. Hâlbuki onlar, önceleri apaçık sapıklıkta idiler.”(Ali İmran 164)
Hz. Muhammed (sav)'e uymamız şarttır.. Çünkü O; bizleri zahiri hayatta şirkten, putlara tapmaktan, cehaletten, zulümden kurtarmıştır. Batıni dünyamızda ise kendi heva ve heveslerimizin esaretinden,gereksiz korkulardan,kurtarıp; bunların yerine yegane hakikat olan tevhid inancını, ilmi, hakkı ve adaleti tesis etmiştir.
Bizim bu dünyaya gönderilişimizin temel amacı; hayır ve şer, iyi ve kötü, hak ve batıl arasındaki seçim sınavımızı başarıyla bitirmeyi sağlayacak tavırlar sergilememizdir.Kuşkusuz bu da ayırt edebilme melekemize bağlıdır.Ancak Hz.Allahın görevlendirdiği ve yeryüzünün tek rehberi Hz.Peygamber (sav) olmasa bu nasıl mümkün olabilir? Çünkü Hz. Peygamber, Rabbini ve Rabbinin sözleri olan Kur'ân'ı en iyi anlayan ve en mükemmel şekilde aktif hayatta uygulayandır.
Bu nedenle Rasûlullah Efendimiz’in, üzerimizde, yerine getirmemiz, ihmal etmememiz gereken birçok hakları vardır. Tek kurtuluş yolu; Allah, Peygamber ve Kur’an yoludur. Bu yolların dışında herhangi bir arayış içinde olmak insanı dalalete düşürür.
Hz. Peygamber, bu dünyada yol göstericimiz ve rehberimiz olduğu gibi; ahirette de dünyada iken kendisine uyan ve sevenlerin şefaatçisi ve savunucusu olacaktır.
Allah bize Muhammed’ini sevdirsin..
Peygamberimiz Muhammed (sav)’i sevmek;imanın gereklerindendir. Çünkü O, iman ve hakikat yoluna ulaşma vesilemizdir.. Peygamber (sav)’e uymak ise ; O’na iman ettiğimizin gerçek delilidir. “Allah’ın Rasûlünde ; Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır (Ahzab 21), Ancak bu sevgi , kuru bir iddianın ötesine geçmelidir .Her geçen gün artarak bir öncekinden daha fazla bir şekilde ve aşk ile olmalıdır. Peygamber’e inandığını iddia edip de sonra onun emrini yerine getirmeyen, yasakladığı şeylerden vazgeçmeyen, iman iddiasında samimi değildir. Çünkü iman, kalplere yerleşen ve davranışların bu kalpteki duyguyu tasdik ettiği şeyin adıdır.Allah Teâlâ , rahmetinin ancak, Rasûlü’ne uyan ve ona itaat edenlere ulaşacağını açıklamıştır: “Rahmetim her şeyi kapsamıştır.Onu, (bana karşı gelmekten) korunup sakınanlara,zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım. Onlar,o ümmî peygambere tâbi olan kimselerdir.”(Araf 156-157) “Peygamber,size ne verdiyse onu alın, neyi de yasak ettiyse ondan vazgeçin”(Haşr 7) Peygamber’e (sav) ikramda bulunmak isteyen onun gibi yaşamalı…
Hayatımızın her karesi O’nun hayat tarzıyla şekillendirilmelidir. Emrettiğini tutmak, yasakladığından sakınmak ve yalnızca O’nun dinine göre yüce Allah’a kulluk etmek, Peygamber’i sevmenin ispatı olsa gerektir.
Nitekim bu konuda; hayatlarını hayatlarımıza kopya edeceğimiz Sahabe-i Kiram;Allah katında methedilmiş bir topluluktur.Çünkü onlar Allah (cc)ve Resulü (sav)tarafından, vahyin kontrolünde eğitilen ve bizlerin yegane örnek alacağı yüksek şahsiyetlerdir.
Onlar insanlık tarihindeki en büyük vefa ve bağlılık örneklerini sergilemişler bu uğurda büyük fedakarlıklar yapmışlardır.Bir tane bile olsa hadis-i şerifi doğrulatmak için uzun, yorucu ve çetin yolculuklar yapmışlardır.Mesela Ebu Eyyûbu'l-Ensârî işittiği bir hadisi sormak maksadıyla Ukbe b. Amr'ın yanına Mısır'a gitmiştir. Câbir b. Abdillâh bir tek hadis uğruna Abdullah b. Uneys'in yanına gitmek için bir aylık yol katetmiştir.
Efendimiz’in Yolunda Olanlar Hangi İşlerini O’na (sav) Danışırlar ?
Sahabe-i Kiram, yaptıkları her işlerini Efendimiz’in (sav) yaptıklarına dayandırmışlardır.O’na bakmadan hiçbir iş yapmamışlardır.Dinin emir ve yasaklarını bizzat kopyaladıkları gibi mübah işlerinde bile kişisel insiyatiflerini sünnete dayandırma yönünde kullanmışlardır.O (sav) delile uyduğunu bilmedikleri hiçbir işi yapmamışlardır.Hatta şu hadise oldukça ibretlidir.
Kab bin Malik (Ra) şöyle dedi: Kebşe, Ebu Katâde (ra)ın oğlunun nikâhı altında idi. Ebu Katâde (Ra) onun yanına girdi. Kebşe ona abdest suyu döktü. Derken bir kedi geldi ve abdest suyundan içti, Ebu Katâde , iyice içmesi için su kabına ona doğru meyil ettirdi. Kebşe dedi ki: −Ebu Katâde , benim kendisine baktığımı görünce: −Ey kardeşimin kızı, hayret mi ediyorsun? dedi. Ben: −Evet dedim. Ebu Katâde : −Rasulullah (Sav): “Kedi necis (pis) değildir, o sizin çevrenizde dolaşanlardandır .”buyurdu.
Ve yine Sahabinin Efendimiz’e (sav)bağlılıklarındaki hassasiyete bir başka örnek de şudur; Ebû Mûsa el-Eş‘arî, Hz.Ömer’in kapısına gelip üç defa kapıyı çalmak suretiyle izin istemiş, kapının açılmaması üzerine geri dönmüştü. Hz.Ömer, ona niçin daha çok izin istemediğini ve geri dönmeyi tercih ettiğini sorduğunda Ebû Mûsa: – Ben, Resûlullah (sav)’in: “Sizden biriniz üç defa izin istediği halde kendisine izin verilmezse geri dönsün” buyurduğunu duydum, demiş; Hz.Ömer ona: – Bu söylediğin sözü duyduğuna ve Resûl-i Ekrem’in böyle buyurduğuna dair bana şahit getir, demesi üzerine, sahâbîlerin bulunduğu meclise gelerek durumu anlatmış, orada olanlardan Übey İbni Kâ’b, Ebû Mûsâ ile birlikte giderek, Ömer’in huzurunda şahitlik yapmıştı. Bu tutum, Ebû Mûsa’ya güvensizlikten kaynaklanmıyordu. Hz.Ömer, bu konularda ne kadar titiz davrandığını göstermek ve muhtemel yalan ve yanlışları önlemek istiyordu. Onun, Ebû Mûsa’yı valilik gibi çok önemli bir göreve getirdiği de düşünülecek olursa, maksadı daha iyi anlaşılmış olacaktır.
21.yy.İnsanı Ve Sahabe Dönemi
Sahabe-i Kiram nasıl bir titizlikle Efendimiz’in (sav) yaşamını kopyaladıysa, “kardeşim” hitabının muhatabı olan bizler , kendimize Resulullah ve arkadaşlarından” Ayrı bir yaşam biçimi belirleyemeyiz.
Cenab-ı Hakk katında yeryüzünün tek rehberi Resulullah efendimizdir.Rabbimiz bizleri O’nun gibi görmek istiyor.Öyleyse Efendimiz’in 63 yıllık hayatının çok iyi bilinip, kendi hayatımıza geçirilmesi lazımdır.
Adım adım peşinden ve izinden gitmek gerekir. Nasıl yatar-kalkar,nasıl yer- içer.O hayat tarzını şekliyle ve ruhuyla hayatımıza kopyalamamız istenmektedir..Şeklini; fıkıh , hadis ve kelam gibi ilimlerden öğrenip tatbik etmeli; ruh ve duygu dünyasını ise tasavvuf büyüklerimizden adeta bir cereyan akımı gibi gelen tasavvuf ilminden almalıyız.Çünkü Hz.Peygamber zamanında durum böyle iken onlardan sonra gelen Evliyaullah hazeratı da, Kur’an ‘ın, hayatın içindeki örneklendirilmiş şekli olan Sahabe hayatını düstur edinmişlerdir.
Ancak bunun için büyük bir titizlikle üzerine eğilmeliyiz.Bu dünyadaki istek ve beklentilerimize göre yaptığımız plan, projeden daha fazla sonsuz hayatımızla ilgili 24 saatimizi şekillendirmeliyiz.
Özü itibariyle sadece Peygamber yaşamını kişinin hayatına geçirmeyi amaç edinen “ tasavvuf ilmi” yüzyıllardır bu yönüyle talebelerini eğitmektedir.İbadet yönüyle günlük vird, evrad ve vazifeler; ruh ve gönül dünyası yönüyle de ihlas, aşk, sabır gibi eğitimleriyle kişiyi Resulullah çizgisinde yaşatma gayesiyle devam etmektedir.
En mükemmel rehber Hz. Muhammed’dir. O’nun rehberliği ile insanlık doğruyu bulur ve yanlışlardan kurtulur. O’na uymak hayattır, ondan uzaklaşmak memattır. yolunda yürüyene izzeti, mutluluğu ve üstünlüğü; emrine uymayana da zilleti, mutsuzluğu ve hakirliği yazdığı Peygamberimiz Muhammed’dir.
Sünnetlerden birine aykırı davranan herkes, aykırılığı kadar, Peygamber (sav) sevgisinden uzaktır.
Allah, her birerlerimizi başta Efendimiz (sav) olmak üzere tüm Sahabe-i Kiram Hazretlerinin ve Tasavvuf büyüklerimizin şefaatlerine nail eylesin.(Amin)
|