GiriÅŸ
     
Oruçtaki Gaye PDF Yazdır E-posta


           Oruç,  mükafatını Hz Allah’ın üzerine almış olduğu bir ibadettir. Kıymetini kalemlerin yazamadığı, derecesini kaydedemediği bu kutlu ibadet,  Rabbiyle kul arasında bir manevi ticarettir.Bu ticarette yüksek kar, ihlas ve samimiyet oranındadır.          İnsanın maddeden ve manadan oluşan bir bütündür. Maddi varlığı onu iyiye güzele yönlendirdiği gibi , onu haramlara aşırılığa haddi aşmaya de sevk edebilir. Bu yüzden oruç kendini tutmaktır özünde. Bir irade terbiyesidir. Zira kulun iradesi yasaklara karşı ne kadar kuvvetli olursa Allah’a yakınlığı da o nispette artacaktır. Oruç başlayınca Allah’ın emrine boyun eğilir, belirli bir zaman diliminde yemek, içmek, vs  bırakılır , sabır öğrenilir.

         Oruç, nefsi terbiye eder. Nefs bir anlamda insanda bulunan hayvani özelliklerdir. Meleklerde bulunan ruhani güzellikleri de hayvanlarda bulunan şehevi kuvveti de öfkeyi gadabı hasedi kıskançlığı da taşıyoruz. Oruç , ile kendini tutmaya başlayan kul, bu hayvani hallerden sıyrılmaya başlar, açlık susuzluk ile sabrı yaşar. Ruhu takviye olur , nefsi güç kaybeder böylelikle günaha sabır kalkanı oluşur. Hz Muhammed (sav)"Oruç kalkandır."buyuruyor.

         Oruç, nefsimizin aşırılıklarına, yaramaz hallerine  kalkandır. Bir gün aç kalamayan kişi nefsinin esiridir. Sabrı tam olmayanın kulluk şuuru noksandır, başına gelen sıkıntılara da tahammülü bulunmaz, ibadetin devamlılığına da...Her ilahi emrin insanı temizleyen saflaştıran ve manen yükselten bir yönü vardır.Nasıl ki namaz kişide edebin,hayanın artmasına vesile oluyorsa oruç da , gönlü bedeni isteklerin esaretinden kurtarır insanın insanlığını olgunlaştırır.
 Kainatın Efendisi şöyle buyuruyor: "Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin. "Kim yalan konuşmayı ve yalan-dolanla iş yapmayı terketmezse, Allah o kimsenin yemesini, içmesini bırakmasına kıymet vermez.’’

         Oruç ile nimetlerin kadri kıymeti bilinir. Açların ihtiyaçlıların hali anlaşılır. Her gün eksiksiz kurulan sofralarla zamanla insanın esas nimeti verene karşı şükrü azalır hatta nimet vereni unutur. Oruç tutarak nimetin yokluğu görülür ve kıymeti anlaşılır.  Oruç tutana açlığın fakirliğin yokluğun ne demek olduğunu sohbet etmeye gerek kalmaz. Kendi midesinden çıkan sesler en beliğ hutbeden etkili olur. Oruçlu acizi fakiri kazancından vererek gözetir , toplumda maddi denge sağlanır. 

        İftar vakti gelince diller lal olur susar ezan beklenir.. Sofralar kurulduğunda beden iyiden iyiye takatten düştüğünde, susuzluk ile kavrulduğumuzda .. Allahü Tealanın bizi her gün beş kez davet ettiği ezana kulak kesiliriz. Bir başka bekleriz onu. Kul Allahü Teala’ya kulak kesilir. Allahu Ekber, Allah en büyüktür sözü ile iftar sevinci başlar.Allah en büyüktür. 

       ‘’Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise, sizden ramazan ayına ulaşanlar idrak edenler onda oruç tutsun…. Allah sizin için kolaylık diler, zorluk istemez. ‘’(Bakara sûresi 185)
        Sormalı insan kendine öyleyse bir oruç gününe neler sığdırmalı,?  Rasulullah (sav) bire bin veren ayda nasıl yaşamış kulluğu; dikkat kesilmeli. Teheccüd ile teravih ile zekat ile infak ile zikir ile Allah’a yakınlaşmaya her an ile vesile aramalı nefsin gardı düşmüşken fırsatlar kaçırılmamalı.

 

Bookmark and Share

 

Hüdaverdi Kız Öğrenci Evi

Åžu anda 27 ziyaretçi Ã§evrimiçi