Giriş
     
Tesettür Bir İç Yansımasıdır... PDF Yazdır E-posta

                         
   
              Kurallarınızı Kim Koyuyor ?
      Hayatın en açık gerçeklerinden biri, kuralsız yaşanmadığıdır. İçinde yaşadığımız kâinat, en küçük zerresinden, en büyük galaksilerine  kadar  bir düzene,kurala tâbidir.
      Öte yandan, insan, diğer varlıkların  aksine, duygu ve tutkularına sınır konulmamış bir canlıdır. Karnı doymuş bir aslan, yanından geçen en körpe ceylana bile  yan gözle bakmaz. Oysa insan, sınır konulmamış duygularıyla, hep daha fazlasını ister. Karnı doysa, yarın için saklar. İşi , çoluk-çocuğuna ve sonraki tüm nesillere kadar uzatır.Duygularına fıtraten had konulmayan insan için, onu sınırlayan belli kurallar koyma zarureti vardır.
 
         Peki kuralı kim koyacak?
     Yaşamımızın en can alıcı sorusudur bu. İnsan, tek bir Yaratıcı’nın varlığını anlayarak “Hüküm O’nundur !” mu diyecektir? Yoksa,  kural koymada O’na  ortaklar mı icad edecek… Kendi aklının uydurduğu kurallar mı, içinde bulunduğu  toplumun genel kabul gören kuralları mı, yoksa yaşadığı çağın gerekleri olarak gördüğü kurallar mı?
 
         Şah Veliyyullah ed Dihlevî’nin (1176/1762) tesbitiyle söyleyecek olursak, Peygamberlerin ortak meşgale alanları ikidir:
a. Nefsin terbiyesi
b. Toplumun yönetimi Hüccetullahi’l-bâliğa, I, 253 (Tercümesi, I, 322-323, İsanbul, 1994)
        Kainatın düzenine ait tüm kurallar bütünü Yaratıcıya aittir. Kainatın ve insanın sahibi Yüce Allah (c.c) , insan nefsinin ve yaşadığı toplumun temiz kalması için gereken tüm verileri peygamberleri aracılığı ile bildirmiştir.
İşte bu sırdan olsa gerek, Kur’ân’ı Kerim insana sık sık kainatın Mâlikini ve kendi sahibini hatırlatırken, öte yandan kurallar koyar. Gelen emri kulak ardı eden veya  “Kuralı ben koyarım” diyen Nemrut, Kârun veya Firavun’un hüsranıyla uyarır.
 
      Bu emirlerden biri olan tesettür konusunda Rabbimizin ölçülerine kulak verelim:
         Emir ve yasakların bir amacı vardır bir de aracı vardır. Bunlardan amacı alıp,aracı değiştirmek veya aracın şeklini belirlemek -gibi bir lüksümüz olamaz bir- gibi bir dahilimiz bulunmamaktadır. .Amacı kadınların iffetlerini korumak ve eziyet görmelerini engellemek olan emrin aracı ise  (şeklini ve ilkelerini Rabbimizin belirlediği) “tesettür” dür. 

        Nitekim Allah Azze ve Celle Kur’an-ı Kerim’de ‘’Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mümin kadınlara söyle: Ev dışına çıktıkları zaman dış elbiselerini üzerlerine salıversinler. Böyle yapmaları onların iffetli tanınmaları ve kendilerine sarkıntılık edilerek incitilmemeleri yönünden en uygun bir davranıştır. Allah gafurdur, rahîmdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur). ‘’ buyurmaktadır.(El Ahzab 59. ayet) 

         Müslüman kadının giyiminde esas mesele, tesettürün sağlanmasıdır .Tesettür genel anlamıyla bir bütündür.Örtü,tesettürün bir maddesidir ama tamamı değildir. Kur'an'a göre, elbise vücudu sadece örtmekle kalmaz, insanı aynı zamanda takvaya götüren bir araçtır.
‘’Ahiret için) azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma)dır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının. (El-Bakara 197)
        İmam Kuşeyrî (rh.a.) emredilen takvaya bir tanım getiriyor ve diyor ki; “Gerçek takva, kendiliğinden hiçbir şey ekleyip eksiltmeden Allah’ın emri üzere yaşamaktır.” Örtünün bir ruhu vardır.Dinin kurallarına uygun kıyafetiyle,sesini hayalı bir şekilde kullanmasıyla, edepli yürümesiyle tesettürü bir bütün olarak yaşamalıdır. Herkesin giysisi onun görüş ve yaşayışıyla ilintilidir, özündeki birikimin dışa vurmuş şeklidir ve kişiliğinin somutlaştırıcısıdır.Rabbinin emrine  karşı duyduğu saygı,hürmet ve muhabbetin tezahürüdür. 

         Kişinin, Rabbiyle arasına koyduğu gösteriş, kariyer, para gibi   perdeler elbette emirleri, hayata istenilen bir şekilde geçirmeyi zorlaştıracaktır.
Müslüman hanım, Ahzâb sûresi 59  âyete göre sadece vücudunu ve başını örtmekle emrolunmamış, aynı zamanda yabancı erkeklerden eziyet görmeyecek ölçüde ve iffetli olduklarını gösterecek biçimde cilbab (çekici olmayan ve baştan ayağa örten geniş ve kalın bir dış giysi) ile örtüneceklerdir  Bu özellik, başörtüsünün şeklini de, başörtüsü dışında dış giyimin nasıl olması gerektiğini ve bunun hikmetlerini de içermektedir  Vücudu örttüğü halde dış giysinin (cilbabın) içindeki bol elbise, cilbabsız olarak nasıl dışarıda tesettür için yeterli görülmüyorsa, aynı şekilde elbise desenlerinden daha çekici,bol süslü eşarplar ve kadını câzip gösteren kıyafetlerin de tesettürdeki temel espri ve hikmeti taşımayacağı bilinmelidir.
 
         Diğer emirlerde olduğu gibi bu ibadet de  öncelikle içe dönük bir çabayı emrediyor.Çünkü, problemin kökü, dış dünyada değildir; içimizdedir. İç dünyası muhkem, iman kalesi sağlam olan biri, tüm dünya haram tablolarla dolu olsa bile, sarsılıp sapmayacaktır. Dış dünyada nice haram mevcut olsa bile, imanın içerdiği haya, şuur ve uyanıklık hali içinde, Rabbinin huzurunda olduğundan gaflet etmeyecektir. Hayası, edebi, sabrı ve sebatı buna izin vermeyecektir. 

         Çünkü, insan ancak imanının derecesi nisbetinde bu emrin içeriğini anlayabilir. Ancak imanı derecesinde kılık kıyafetini Rabbinin istediği şekilde düzenleyebilir, ancak imanı derecesinde takvalı yaşama iradesi gösterebilir.

             Tesettürün Şekli Nasıl Olmalıdır?

       

        Peygamberimizin tarifine göre renk ve kumaş gibi ayrıntıların önemi yoktur. Fakat Efendimiz (sav) vücuda yapışacak kadar dar giyilmemesi gerektiğini özellikle belirtmiş, bedene yapışan ve vücut hatlarını belli edecek şekilde giyinenlerin Allah katında hiç giyinmemiş gibi sayıldıklarını söylemiştir.
Bilindiği gibi, Nur sûresi 31  âyeti, kadınlara istisnâ edilen şahıslar dışında hiçbir erkeğe ziynetlerini göstermemelerini emretmektedir. Ziynet, kadını güzel gösteren saç, makyaj, parfüm, takı, mücevherât ve elbise gibi şeyleri içine almaktadır.
 
          Giyilen bir elbisenin tesettüre uygun olması için;
          Altını göstermeyecek şekilde KALIN
          Namahrem yerlerini örtecek kadar UZUN
          Vücut hatlarını belli etmeyecek derecede BOL olmalıdır. 

      Bunlar sağlandığı taktirde örtünme gerçekleşmiş olur.
      Şuurlu müslümanların başörtüsü mücâdelesini önemli bir cihad gibi görmelerinin sebebi, onun Kur'an' ın bir emri, tesettürün ayrılmaz bir parçası, İslâmî inanç ve yaşama biçiminin dışa yansıyan bir göstergesi, müslüman hanımın hayâ ve iffetinin bir işareti olmasıdır.

        O nedenledir ki Sahabe Efendilerimiz ve Allah dostları , Cenab-ı Allah’ın sonsuz kudretini  gönül gözleriyle gördükleri için , vahiyle gelen her emri büyük bir teslimiyetle ,canı gönülden, seve seve yerine getirmişlerdir.

        O dönemde müslüman kadınların tesettüre nasıl sarıldığını Hz. Aişe validemiz şöyle anlatıyor:
       “Vallahi ben Allahın kitabını tasdik, onun indirdiğine iman açısından ensar kadınlarından daha fazla faziletlisini görmedim Nur süresinin örtünme ayeti gelince erkekleri kendilerine gelip Allahın indirdiği ayetleri okudukları zaman hepsi Allahın emrine uyarak bu ensar ve muhacir kadınları eteklerinden yırtıkları parçalarla başlarını örtmüşler ve peygamber arkasında sabahleyin namaza durmuşlardır  (Buhari, Tefsirüs Süre 24-12)
       "Ebu Bekir (ra) kızı olan Esmâ (r.anha) üzerinde ince elbiseler bulunduğu halde, Rasûlullah'ın yanına geldi. Rasûlullah hemen yüzünü ondan başka bir yana çevirdi ve ‘Ya Esma! Bir kadın hayız (görecek çağ)a ulaştığında, şundan ve şundan başka (bir yerinin) görülmesi iyi olmaz." Buyurarak, yüzüne ve iki eline işaret etti.” (Ebu Davut, C.4 s. 62)
        Tesettürün ruhuna zıt cahiliye adetlerine yakın olan örtünmeye tepki gösterenlerden biri olan Hz Aişe evine getirilen ince başörtülü bir gelini ihtar ederek ‘’Nur Suresi’ne inanan bir kadın bu ince başörtüsünü örtmez’’demiştir 
Yine Hz Aişenin ziyaretine gelen temim oğulları kabilesinin kadınlarının üzerlerindeki ince elbiselerini görünce ;Eğer sizler inanmış müminler iseniz , bunlar inanmış hanımların giysileri değildir,demiştir.

        Yine haneyi saadet annelerimizden Ümmü Seleme diyor ki cilbab ayeti indiğinde ensar kadınları siyah elbiselere büründüğünden ötürü başlarında sanki siyah kargalar varmış gibi evlerinden çıktılar

      Yine asrı saadet hanımlarından olan Ümmü Haled peygamber efendimizin bir savaştan döndüğü gün herkes gibi oda oğlunu aramaya başlar bulamayanca peygamberden oğlunun şehit olduğunu öğrenir öğrenmesine bu acının üstüne birde orada hazır bulunan sahabelerin ümmü veledi eleştirir bir tarzda birde yüzünü kapatmış sözüne içerleyen Ümmü Haled onlara hitaben kızgın ve acılı bir tarzda;oğlumu kaybettiysem de edep ve hayamı da kaybetmedim ya demiştir 

       Yine Ebubekrin kızı olan Esmaya ırak dönüşü Zubeyr Oğlu Münzir bir elbise göndermiş Esma elbiseye dokunmuş ve bunu götürün ona verin demesine kırılan Münzir anneciğim o ince değil niye red ediyorsun  Esma evet ince değil ama vücut hatlarımı belli eder  demiştir.

       Peygamber kızı Hz Fatma’nın kendisine sorulan “hayırlı bir kadın nasıl olmalıdır?” sözüne cevaben : “Hayırlı kadın başka erkeklerin hayallerinde gezmeyen kadındır .”diyerek tesettürün ilahi ve nebevi sınırlarının nasıl olması gerektiğini göstermiştir

       Asrı saadet kadınlarının ve bütün zamanların en büyük hanım sahabilerden olan Hz Fatma ve öteki peygamber hanımlarından bazılarının vefatlarında gece defnedilmesini istemeleri onların yüksek iffet ve hayalarının bir eseridir.
İşte asrı saadet kadınların iffet ve hayâlarının  temel direği  olarak gördükleri tesettürün bir peygamber kızına ve hanımlarına kazandırdığı uhrevi şeref  O asrı saadet kadınlarının kıyafetleri çok süslü ve çok pahalı değildi  Sadece iffet ve hayalarını korusun,avret yerlerini ve zinetlerini muhafaza etsin,eşlerinin sadakatini bozmasın ve temiz olsun yeterdi.

            Tesettür , İbadet midir?

         İbadet, Allah'a tâzim ve saygı göstermek ve O'nun verdiği nimetlere karşı şükran borcunu yerine getirmektir.Bu da Rabbin koyduğu emir ve yasaklara riayet etmek demektir. Tesettürün niçin ve kimin emri ile icra  edildiği idrak edilmeli; tesettürün imanla tevhidle bağı kavi olmalı zira tevhidsiz yapılan ibadetler adetlere dönüşür.

Bookmark and Share

 

Hüdaverdi Kız Öğrenci Evi

Namaz Vakitleri

Şu anda 14 ziyaretçi ve 1 üye çevrimiçi